DÜNKÜ yazım da, iki gurubun bir birlerine nasıl düşman edildiğini anlatmaya çalıştım.

Bu arada da yıllar önce yaşadığım bir anımı yeniden yaşadım.

Anlatacağım bu anım; aynı sınıfta okuyan kız ve erkeklerin dayanışmasıyla, bu günkü kimi zihniyetlerin böyle dayanışmaları nasıl yok ettiğini iki gurubun nasıl birbirlerine düşman edildiklerini gözler önüne sermeye çalışacağım.

Neydi dünkü yazımın ana teması?

Bir bayan öğretmenin aynı sınıftaki hatta diğer sınıflardaki kız öğrencilerle erkek öğrencileri karşı karşıya getirmek kendi egosunu tatmin etmek için kız erkek ayırımı yarak aralarına nifak sokmaktı!

Bir öğretmen-eğitmen, iki genç gurubu nasıl böyle bir ayrışmaya iter!

 

***

 

Evet… Yıllar yıllar önce…

Bizim kuşağın çok iyi tanıyacağı bir cebir hocası… Baki Nalbant. İyi bir eğitmendi rahmetlik.

Bir gün yeni bir konuya başlamış kendinden geçmiş konuyu anlatıyor da anlatıyor.

Birden yanıma gelerek, “çıkart cebindeki sigarayı” diyerek sanki cebime kendi koymuş gibi eliyle - içinden bir tane içtiğim -  YENİCE sigaramı ki, zamanın en kaliteli ve pahalı sigaralarından birisiydi. Hatta mebuslar ve bürokratlar ayaküstü vatandaşların dileklerini, şikâyetlerini bu paketin arkasına yazar, “bak not aldım, sen kaygılanma” der; sigarası da bittiğinde boş paketi atardı. O zaman bu ve buna benzer şeyler espri konusuydu.

Sigaramı cebimden alarak şöyle bir açıp baktı ve öğretmen masasının üstüne koydu, yeniden ders anlatmaya devam etti.

DİKKAT!

Burada arkadaşlığın, arkadaşlar arsında cinsiyet farkı gözetmeksizin fedakârlığın, dayanışmanın nasıl zirve yaptığını ve arkadaş için nelerin göze alınabildiğini göreceksiniz.

Şimdi belki akıllara şöyle bir şey gelecektir. Bütün samimiyetimle akıllara gelen gibi bir yakınlığımızın olmadığını belirtmek isterim.

Biz sadece sınıf arkadaşıydık, o kadar!

Bilinir, şimdiyi bilmiyorum. Bizim zamanımızda karma sınıflarda kız öğrenciler ön sıralarda erkek öğrencilerde arka sıralarda otururduk.

Öğretmen masasına en yakın oturan kızlardan birini sıkıştırmaya başladım. “kız, şu sigaraları al” diye. Kızcağız, “nasıl alayım delirdin mi?” diyor, ben “al” diyorum. Kız birden hocanın sırtı sınıfa dönük olduğu bir sırada ayağa kalktı, sigaranın kapağını açtı. Alabildiği kadar sigarayı pençeleyerek aldı, cebine koydu, kutunun kapağını kapattı ve yerine oturdu. Bütün bunlar saniyeler içinde olmuştu. Allah selamet versin. Halen yaşadığını sanıyorum.

Ve Baki Nalbant hoca, ders bitti zili çalar çalmaz masanın üstündeki sigara paketimi alarak hızla sınıftan çıktı.

Hoca çıkar çıkmaz vefakâr, fedakâr kız arkadaşım yanıma geldi ve:

“Al şu pisliklerini” diyerek alabildiği sigaraların hepsini verdi. Korkudan siyah önlüğünün cebindeki tütünleri bile silkeledi ki:

Baki bey rahmetlik büyük bir öfkeyle gelerek “benimle gel lan” diyerek kolumdan tutarak bir üst kattaki öğretmenler odasına götürdü.

Teneffüste olduğumuz için bütün öğretmenler hemen hemen öğretmenler odasındaydı.

İçeri girdiğimde odadaki büyük masanın üstünde boş bir YENİCE paketi duruyordu.

Baki bey merhum, “ben bu arkadaşımın cebinden kendi ellerimle bu sigara paketini aldım. Açtım baktım. Sadece bir ya da iki tane içilmişti. Şimdi paket boş. “Söyle bakalım bunun içindeki sigaralara ne oldu?” O ısrarla soruyor ben “ne bileyim ben” diyordum. Nihayet orada olan hocalardan birisi “sen git, oğlum” dedi…

 

***

 

Ben ya da bir başka arkadaşım bu kızlardan birisini - o kız olması şart değil - herhangi birini bir şekilde rahatsız etseydik, ispiyonlasaydık böyle bir fedakârlık yapılır mıydı?

Şüphesiz yapılmazdı…