Alleben’den Kavaklığın bitimine kadar uzanan ve Gazianteplilerin mesire yerlerinden biri olan Atatürk 100. Yıl Parkı biraz bakımsız gibi.
Birkaç kocaman ağaç tamamen kurumuş. Olduğu gibi yerinde duruyor. Ancak kötü bir görünüşleri var. Acaba Büyükşehir Belediyesinin Park ve Bahçeler Müdürü buraları hiç gezip görmüyor mu?
Birçok ağacın da bazı dalları kurumuş; budanması gerek. Ama yıllardır el sürülmemiş. Kuruyan dalların budanmaması ağaçların gelişmesini önler.
Büstlerin bulunduğu yerdeki büyüklerimizin isimleri, cahil insanlarımız tarafından sökülüp alınmıştır. Gezen yabancılar büstlerin kime ait olduğunu bilememekte, orada mevcut kişilere sormaktadırlar.
Eski ismi belirleyen levhalar sarı maden üzerine yapılmış olmalı ki belki de satılmak için çalınmış olabilirler . Bu büstlerin isimleri değer taşımayan plastik levhalara yazılıp konması yerinde olacaktır. İsimsiz çok çirkin bir durum arz etmektedirler.
Bazı halkımızın oturdukları masaları, özellikle masanın altını kirletmeleri de ayrı bir konu. Çöp kutusu yanı başında olduğu halde atıkları oraya atmayıp yere atması insanı düşündürüyor. Acaba eğitimsizlik mi?
Belediyelerimiz bu gibi davrananlar için ağır para cezası koymalıdırlar. Ancak böyle eğitilebiliriz!
Bir zamanlar Alleben, Kavaklık halkımızın en çok uğrak, mesire yerleriydi. Alleben deresi yaz, kış akar, bazı aylarda taşardı. Hasip Dürii’nin Alleben hakkında yazdığı şiirle yazıma son vermek istiyorum. Alleben kelimesi Arapça kökenli olup “süt gözü- yoğurt gözü” anlamına gelmekyedir.
Söylesem vasfını Aynilebenin
Ağzının suyu akar dinleyenin.
Kahve hazır bulunur, çay kaynar,
Desti sakide kadehler oynar.
Baklava tepsileri başlarda gezer,
Hem erik ile hıyar suda yüzer.
Cilve ettikçe benatı tersa (Hıristiyan kızlar)
Aklı zampareyi eyler yağma.
İşte bu halde sanur anları hur (güneş)
Aklı başında değildir mazur.
Saz çalar nakmei dilcu ilesu (gönülden)
Saderular (delikanlılar) dolanır elde sabu. (şarap kadehleri)
Ha fidanım diyerek kumrular
Konduğu dalları rakkas eyler.
Suların, kumruların tatlı sesi
Uçurur şevk ile murgu (kuşları) hevesi.
İçirir mürdelere (ölülere) abıhayat
Söyletir ahraza çok ince nükat. (nükteler)
Çağırır mıtrıbı mukrikavaz (şarkılar söyleyerek)
Ya medetel açıl ey ğoneri (ölüm) naz<.
Cilve eyler suda aksı Hurşit
Tası zerrin deseler görme bait. (uzak)
İncesavt ile saba (sabah yeli) ninni çalar
Sandalı mehdini (beşik gibi) daim sallar.
Leyk mehpareler (ay yüzlü güzeller) ettikçe hıram, (sallandıkça)
Didei cane (canımın içine) olur uyku haram.
Böyle nimetleri vardır vatanın
Kesile elleri bir taş atanın.