SEYYAR ESANS SATICILIĞI

Dört tarafı camlı, çanta biçimindeki nesne içerisinde çeşitli alüminyum esans kapları, cepte taşınabilecek küçük küçük çeşitli şekillerde esans şişeleri bulunan, çantalarla cadde cadde dolaşarak esans satıcıları da tarih oldu. Bu satıcıların çoğu Malatya civarından gelirlerdi.

GAZETE DAĞITICILIĞI

Eskiden gazeteler İstanbul’da basılır ve ülkenin her yerine posta trenleri ile gönderilirdi. Gaziantep’e gazeteler, basımından üç gün sonra gelirdi. Bayiden gazeteleri alıp abonelere veya satan kişiler bu işi yaparlardı.
Şimdi bütün şehirlerimizde, basıldığı gün okunabilen gazete olduğundan bu meslekte artık yapılamamaktadır.

KUNDURACILIK

Eskisaray’dan başlayıp Karatarla Camisine kadar caddenin her iki tarafı da kunduracılarla doluydu. Bunun için bu bölüme Kunduracılar Çarşısı denirdi.
Kundura almak isteyenin önce ayak ölçüsü alınır, ondan son deriden kunduracı sayayı diktirdikten sonra kalıba çekerek kundurayı yapardı.
Bazı müşteriler, yürürken ses çıkaran gıcırtılı ayakkabı yaptırmak isterlerdi. Bunun için iki parça parlak deri üstüste kunduranın tabanı arasına konurdu. Bir keresinde Kunduracı Çil Kazım lakaplı Kazım Ölçer’in, şaka yollu, gıcırtılı ayakkabı isteyene “Beş yumurta getirmen lazım” dediğini duymuş ve görmüştüm. İnanılır ve istenen getirilirdi.

Fabrikasyon ile üretim, ayakkabıcılığa son vermiştir. Evinde sipariş üzerine kundura yapanların olup olmadığını bilmiyorum.

TERZİLİK

Bugün kumaşı elbise haline getiren terzilerde yok olmuş. Kalanları da tamirat işi ile uğraşmaktadır. Hatta bir ara tüccar terzilik ortaya çıkmıştı. Bu terziler hem kumaş satar hem de elbise dikerlerdi. İşittiğim kadarıyla bir terzi isteyene elbise dikmekteymiş.
Hazır giyim, terzilik zanaatının sonunu getirmiştir.

SOKAK FOTOĞRAFÇILIĞI

Genellikle vilayet binasının yanlarında seyyar olarak çalışan, anında fotoğraf ihtiyacı duyanlar için, üç ayak üzerinde tahtadan fotoğraf makinalarıyla, fotoğraf çekenler, hani neredeler.

MÜHÜR KAZICILIĞI

Aynı seyyar fotoğrafçılar gibi vilayetin civarında sarı döküm üzerine mühür kazanlar vardı. İhtiyaç duyan, okuma yazma bilmeyenlere anında mühür kazıp verenlerde tarih oldu.