Herhalde bunun başka nedeni yoktur.

Sabahın ayazı; hemen herkeste bir telaş, bir acelecilik…

Memur tayfası, işçi tayfası, esnaf koşuşturuyor.

Giyimleri kuşamları düzgün. İyi kötü kendilerini soğuktan, yağmurdan yaştan koruyacak durumdalar.

Kimilerinin ellerinde, yolarını üzerindeki simitçiden aldıkları simit aceleyle bitirmeye çalışıyor, kimileri sadece gözleri gözükecek şekilde atkılarını başlarına sarmışlar. Tabii hem koşuşturup hem de o kadar zararlarından bahsedilen sigarasını içenleri unutmamak gerek.

 

***

 

Bütün bunlara benzemeyen iki genç. Üzerlerinde kir pis içinde bir pantolon ve ceket. Sabahın hangi saatinde işe çıkmış olmalılar ki; dükkânları hemen hemen dolmuş durumda.

Gözleri cadde üzerinde çöp konteynırı arıyor.

 

***

 

Kendi kendime soruyorum:

Bu çilelerin tamamı bir parça ekmek için mi?

Cevabı yine kendim veriyorum:

Başka niçin olabilir?

 

***

 

Buldukları konteynırı öyle bir zevkle, (işleri bu) özenle, bilinçli karıştırıyorlar ki…

Kolları bir kuşun Kanatları gibi yere paralel. Atık plastik, karton vs ile dolu arabasının (dükkânının) kollarına asılmış dengelemeye çalışarak koşuşturuyorlar.

Bir yandan da bir birlerine laf yetiştiriyorlar.

İşlerine yetişmeye çalışan insanların farkında bile değiller. Tek dertleri aynı işi yapan diğer meslektaşlarından önce güzergâhlarındaki iş yerlerine ulaşmak, içlerini boşaltmak…

 

***

 

Ama her ne olursa olsun dünyanın yaşamaya değer olduğunu kanıtlıyorlar.

Bilinmez, belki zaman zaman isyanları oynuyorlardır, isyan ediyorlardır. Hali vakti yerinde olanlara hasetle, kıskanarak, imrenerek bakıyorlardır. Ben neden bunlar gibi olmadım diyorlardır?

Fakat dünyadan göçüp gitmeyi kesinlikle düşündüklerini sanmıyorum.

Bana göre de her şeye rağmen dünya yaşamaya mücadele etmeye değer.

Bir parça ekmek için de olsa…