Çocuklar, garajı temizleyip gereksiz gördükleri bazı nesneleri atarken, aşağıda resmini gördüğünüz ve biz yaşlıların “KAPBEN” dediği bir tartı aletini bana söylediklerinde atmamalarını bana getirmelerini söyledim.

            Görünce babamın bana anlattıklarını anımsadım. Bu kapben için 1858 doğumlu dedemin babama “Oğlum bu kapbenin Pazarcık’a yakın Kösükler köyünde bir köylünün ev yaparken temel kazarken bulduğunu söylerdi” dediği hatırıma geldi.

            Dedem 1858 doğumlu olduğuna göre dedemin dedesi 1650’li yıllarda doğmuş olabilir.

            ***

            Bu nesne toprak altından çıkarıldığına göre belki Roma, Bizans döneminde kullanılan bir tartı aletidir. Üzeri toprak altında kaldığından koyu yeşil renk halini almıştır. Üzerinde anlayamadığım işaretler vardır.

            ***

            Bunun tarihi bir nesne ve yerinin müze olduğunu düşünüp arkadaşımın yol göstermesi üzerine ZEUGMA müzesini aradım. Yaşlı ve KOAH hastası olduğumu, pandemi döneminde dışarı çıkamayacağımı söyledim ve resmini gönderdim. Sonra aramızda şöyle yazışmalar oldu:

            -Amca bunu müzeye getirebilir misiniz?

            -Yaşım 90. KOAH hastalığı ve aynı zamanda COVİT 19 sebebiyle dışarı çıkamıyorum.

            -Tamam amca. Bir adres verin müdür beyle konuşalım, uygun görürse biz gelip alalım tutanakla. Sizi bu numaradan bugün veya yarın arayalım amca.

            -Tamam. Adresim – Öğretmenevleri Mahallesi, Ordu Caddesi No.106, Dair3 6 Şahinbey.”

            ***

            Müzenin başı önemsememiş olmalı ki benimle bir daha ilgilenmediler.

            ‘Hak getire’ daha gelecekler. Çünkü işi ciddiye almadılar. Eski eser ticareti yapıp satmam mı gerek? Kaçakçı mı olmalıydım?

            Bu nasıl müzecilik. Vatandaş elindeki belki ve de Ortaçağa ait bir nesneyi vermek istiyor ama ilgililer hiç oralı olmuyor. Müze müdürü haberdar olduğu halde konuyu takip etmiyor ve vatandaşın halini öğrendiği halde vatandaşı kendi ayağına gelmesini istiyor, ayağına çağırıyor.

            İnşallah, müzeden gelip alırlar.

            Hani ne derler “Kurbağalar ağaca çıkınca.”

 

                                    

                       ***

            Diyojen bir gün ahali arasında ciddi meselelerden bahsetmek istedi. Ancak kimse dinlemeyince, kuş gibi etmeye başladı. Bu sefer herkes pür dikkat kesilmişti.

            O zaman Diyojen ahaliye dönerek: “Demek siz ciddi şeylerden değil de ancak böyle gayrı ciddi şeylerden hoşlanıyorsunuz” der.

 

                                                                                      Orhan YALKIN