Bu ancak anadille mümkün…

Aksi felakete yol açar.

 

***

 

Hepimizin yakından tanıdığı “Muhteşem Yüzyıl’ın” muhteşem Hürrem Sultanı, Meryem Uzerli diziden ani olarak ayrılmasını ve Almanya ya gidiş nedenini şöyle açıklamış.

“Evet, Türkiye’de çok iyi doktorlar ve hastaneler var. Ama benim anadilim Almanca. Durumum o kadar tehlikeliydi ki, birinin beni anlaması lazımdı.”

Doğru söze ne denir?

 

***

 

Umredeyiz.

16 günlük Mekke misafirliğimizde hiçbir terslikle, aksilikle karşılaşmadan gücümüzün yettiğince ibadetlerimizi yapmaya çalıştık ve yaptık.

Bu arada eşim hastalandı.

T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından KÂBE civarında Türklerin kaldıkları bazı otellerde açılmış olan “SAĞLIK OCAK’larında ”  hastalanan hacı adayı ya da umre ibadeti yapmak için gelenler: görevli doktor ve hemşireler tarafından tedavi ediliyordu.

Bizimde tedavimiz yapıldı. Doktorlar olsun hemşireler olsun candan hizmet veriyorlardı.

İlgililer ne kadar teşekkür etsek az.

 

***

 

Sekiz gün misafir olacağımız Medine’deyiz…

Medine’ye geldiğimiz gün eşimin yeniden doktora gözükmesi gerekiyordu. Tesadüf bu ya “Sağlık Ocağı” kaldığımız otelde imiş.

Doktorun muayene ettiği odaya girdik. Genç bir bayan doktorla, genç bir hemşire…

Her ne hikmetse doktor hanım da, hemşire hanım da Medine’deki doktor ve hemşireler kadar yakın ve samimi değiller… Hastalara biraz fazlaca mesafeliler.

O gün Medine de görevlerinin son günüymüş. Yurda döneceklerini söylediler.

 

***

 

Ve bir gün sonra…

Otelin kolonlarından birisinde aynen:

“Sağlık Ocağı doktorlarının değişim tarihlerinden dolayı 10 gün doktor yoktur.

Hastaların bilmem ne hastanesine gitmeleri gerekmektedir.”

Hayda…

Hem de hayda da hayda.

 

***

 

İki gün sonra ben rahatsızlandım. Kabızım. Dışarıya çıkamıyorum.

Kafilemizden sorumlu hoca efendiyle bir taksiye binerek Suudilerin bilmem ne hastanesine gittik.

Bizde Arapça yok.

Onlarda da Türkçe yok.

Başladık Tarzan’ca derdimizi anlatmaya. Doktor bana bir şeyler söylüyor ben onun yüzüne aval aval bakıyorum. Ben doktora “kabızım” diyorum, doktor benim yüzüme bakıyor aval aval.

Derdimi tam olarak anlatabildim mi, anlatamadım mı bilmiyorum. Doktor elime bir reçete yazdı verdi.

 

***

 

Bu bir hayat memat meselesi.

Ben bakkaldan ekmek almıyorum. Ya da armut var mı diye sormuyorum.

Ya doktor benim kabızım diye Tarzan’ca anlatmaya çalıştığım derdimi “İSALİM” anlasaydı…

Ne olurdu benim halim?

 

***

 

Bu gerçek Diyanet Başkalığının mı, Sağlık Bakanlığının mı:

Ayıbı…