Çok yerinde bir teşhis, kutlarım.
***
Gazetemizi de “Analiz” adlı köşesinde yazan Sayın Bora Zor kimsenin görmediği bir gerçeği mükemmel bir zaviyeden yakalamış ve birkaç gün önce köşesine aktarmıştı.
***
Öz olarak Sayın Bora Zor, EĞİTİM meselesinin Gaziantep’imizin hiçbir zaman gündeminde yer almadığını; hele hele kesinlikle ön sıralarda olmadığın vurgulayarak:
“Yetkililer doğal olarak okulların fiziki şartlarını düzeltmek, yeni okullarla sınıflardaki öğrenci sayısını düşürmek için çabalıyorlar.
Ama şehrin insanlarının önemsemediği bir konuda nasıl başarılı olabilirsiniz ki?”
***
“Hocanın fikri ne ise, zikri odur.”
***
Kentin ileri gelenlerinin fikri sadece çok para kazanmak. Bir çoğu bulundukları yere hasbelkader gelmiş insanlar.
Çocuklarının hasbelkader bir yere gelmelerine gerek yok. Yani bu insanlar için çocuklarının okumaları bir sorun değil. Ya da okumasalar ne olur?
“Parayı veren düdüğü çalar.”
Gaziantepli sıradan gençlerin başarılı olmaları ya da olamamaları, kendilerinin tamamen ilgi alanlarının dışında.
***
Yine Bora Zor’un kaleminden:
“Gaziantep’te durumu iyi olan; ‘Yavrum, okursan okursun, okumazsan işin hazır, işinin başına geçersin.’ (Değil mi ya… İş hazır. Okumasan ne kaybederiz.) düşüncesindeyken, durumu kötü olan ‘okuyup da ne olacaksın. Bir an önce bir meslek öğren de eve ekmek getir.’ Sözünü kafasına kazımakta.
***
Bende birkaç gün önceki eğitimle ilgili yazımda: “Genç kent Kilisli baba’nın oğlunun “KAÇAĞA” gitmemesi, KAÇAKÇI olmaması; okuyup adam gibi adam olması için elinde geleni yaptığını yazmıştım.
***
İşte iki kent arasında ki; EĞİTİM” e verilen değerin gerçek yüzü…