İnsanlar artık ‘’evet’’ e o kadar alıştı ki, ‘’tamam’’ la beslenen bir konfor alanı kurdular kendilerine.

Herkesin her şeye uyum sağladığı, itirazın ayıp sayıldığı, sınırların ise bencillik olarak etiketlendiği bir düzen bu.
Bu yüzden hayır dediğinizde irkiliyorlar. Çünkü hayır; alıştıkları düzeni bozan bir kelimedir.
Hayır; kontrol edemedikleri bir duruştur.
Onları rahatsız eden şey sizin nezaketsizliğiniz değil. Onları rahatsız eden, artık sizi yönlendirememeleridir.
Bir talebe hayır dediğinizde, aslında bir aynayı önlerine koymuş olursunuz.
Ve çoğu insan aynaya bakmayı sevmez. Çünkü orada şunu görürler: Her ‘’evet’’ i bir hak sanmışlardır.
Toplum uzun zamandır ‘’uyumlu insan’’ yetiştiriyor.
Sessiz kalan, idare den, alttan alan…
Ama kimse şunu öğretmiyor: Sınır koymak bir erdemdir.
Hayır demek kabalık değildir.
Hayır demek düşmanlık değildir.
Hayır demek açıklama borcu hiç değildir.
Ama ne yazık ki, kendisi hiç sınır koymamış insanlar, başkasının sınırlarını saygısızlık zanneder.
Tahammülsüzlükleri sizin hayrınıza değil, kendi alışkanlıklarının bozulmasına yöneliktir.
Çünkü bir insan sadece alıştığı şeyi kaybettiğinde öfkelenir.
Ve bilinmeli ki: Herkesi memnun etmeye çalışan insanlar değil, kendine sadık kalan insanlar huzurludur.
Hayır dediğimde rahatsız oluyorsan, sorun benim sınırım değil; senin sınırsız beklentindir.
Ben hayır dedim diye gürültü koptuysa, demek ki sessizliğimden çok faydalanmışsın.