Ülkemizde günümüz ekonomisi, serbest piyasa ekonomisi olarak işlemektedir. Serbest piyasa ekonomisinde her ticari işletme malını istediği fiyata satabilir. Burada müşteri, araştırır ve uygun bulduğu bir ticari işletmeden talep ettiği malı alır.

            Enflasyon dolayısıyla Hükümet, belirleyeceği ekiplerle özellikle gıda maddelerinin marketteki fiyatlarını kontrol ettirecek.

            Marketlerde her malın alış faturası vardır. Serbest piyasa ekonomisinde kar haddi olmadığı için iş yeri sahibi mallarını istediği fiyata satabilir. Ancak Hükümet belirli bir kar %’si tespit ederse o zaman kontrol yapılabilir.

Fiyat kontrollerinden önce fiyatların yükselme sebepleri üzerinde durulmalıdır.

            ***

            Ülkemizde zaman zaman fiyat kontrolleri yapılmıştır. Fiyatlara ilk müdahale 1940 yılında CHP iktidarında çıkarılan Milli Korunma Kanunu ile olmuştur. Bu yasa ile dönemin ekonomik durumu gereği, olağan üstü hallerde fiyatları saptama, ürünlere el koyma yetkisi hükümete verilmişti.

            O devirde, İkinci Dünya Savaşı 1939 yılında sona ermiş, İnönü’nün siyaseti sayesinde, Türkiye savaşın bitmesine bir gün kala Almanya’ya savaş açmış ve badireyi atlatabilmişti. Ancak ekonomi yönden bütün dünyada olduğu gibi ülkemiz de dar boğazdaydı. Yasa bu sebeple çıkarılmıştı.

            Ekonomi rayına oturduktan sonra yasanın uygulanması hafifleştirilmişti.

            ***

            Milli Korunma Kanunu 1956 yılında Menderes Hükümeti tarafından yeniden getirilmiştir. Kanunun 6. Maddesi: “Halk ve Milli Savunma için her türlü ticari ve endüstriyel işlemleri yerine getirmek ve hükümet tarafından bu kanundaki yetkiler dairesinde verilecek diğer işleri görmek üzere Bakanlar Kurulu kararı ile hükmi şahsiyeti olan işletmeler kurulabilir.” Örnek (Petrol Ofis, Et ve Balık Kurumu)

            Bu tarihlerde yabancı ve yerli para için “Sabit Kur” uygulanmakta idi. Şimdiki gibi değişken değildi. Türk lirası değer kaybetse de kur değişmezdi.

            İhracatçılar için sabit kur, onların bazı yasa dışı yollar araması doğurmuştur. Çünkü dolar karşılığı ihraç ettiği malların toplam değerinin dolar olarak ülkeye gelmiş olması yasa gereğiydi. Bir örnekle açıklamak isterim:

            Sabit Kur – 1 Dolar = 3,40 TL.       

            Gerçek Kur – 1 Dolar = 7,00 TL

            İhracatçı sattığı mal bedelini 3,40 TL üzerinden dolar olarak ülkeye getirtir. Aradaki fark olan 3,60 TL’na isabet eden dolarları da kaçak yoldan ülkeye sokardı.

            1956 yılında döviz sıkıntısı baş göstermişti.

            ***

            Süleyman Demirel, 1979 yılında Turgut Özal’ı Başbakanlık Müsteşarı olarak atamış; yeni bir ekonomi planı hazırlamasını istemiştir. Yapısal dönüşümleri içeren bu plan 24 Ocak Kararları (1980) olarak tarihe geçmiştir.

Ekonomik olarak yaşanan istikrarsızlığı gidermek amacıyla, üretimin azalması ve karaborsacılığın oluşması gibi nedenlerin ortadan kaldırılması için kamu harcamalarının sınırlandırılması, ücretlerin düşürülmesi kararlar arasındaydı.

En önemlisi, serbest döviz kuru gibi ekonomik önlemler alınması kararıdır.

24 Ocak kararları ile 1980 öncesi dönemde uygulanan ithalin büyüme stratejisi terk edilerek, dışa açık büyüme stratejisi uygulamaya konulmuş ve büyüme stratejisi, temel olarak, verimlilikte artış sağlamayı ve iktisadın rekabet gücünü artırmayı amaçlamıştır. Bu konuda serbest piyasa ekonomisinin kurumsallaşması sağlanmıştır.

***

Milli Korunma Kanunu, 19/2/1940 tarihli ve 2/12877 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle tatbikine başlanılmış ve Kanunun 3’üncü maddesine göre 16/9/1960 tarihli ve 5/322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla tatbikten kaldırılmıştır.

***

Serbest Piyasa ekonomisi gelişmiş ve eğitilmiş insanların ülkelerinde çok iyi sonuçlar verir. Gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde uygulanması ekonomiyi zaman zaman dar boğazlara sürükler.

***

Bugün piyasa ekonomisi uygulanıyor; bugün fiyatlar kontrol ediliyor.

Lahana turşusunun tam yapma zamanı.

 

                                                                               Orhan YALKIN