İlişkiler, ceza vererek değil birbirini anlamaya çalışarak iyileşir. Uzaklaşmak, susmak, küsmek ya da sürekli kimin haklı olduğunu ispatlamaya çalışmak, yaşanan sorunu çözmek yerine aradaki mesafeyi daha da büyütür. Asıl dönüş, iki kişinin birbirine karşı mücadele etmekten vazgeçip, karşılarına çıkan probleme birlikte bakmayı seçmesiyle başlar. Çünkü sağlıklı bir ilişkide amaç birbirini yenmek değil; aynı tarafta kalabilmek, anlayabilmek ve gerektiğinde birlikte onarabilmektir.

Çünkü ilişkiler mahkeme salonu değildir. Her tartışmanın sonunda bir kazanan, bir kaybeden olması gerekmez. Bazen iki taraf da haklı olabilir, bazen iki taraf da hata yapmış olabilir. Ama asıl mesele, “Kim haklı?” sorusunun ötesine geçip “Bizim aramızda ne oldu?” diye sorabilmektir. Ne var ki anlamaya çalışmak da tek taraflı bir sorumluluk değildir. Sürekli alttan alan, sürekli özür dileyen, sürekli karşısındakinin öfkesini yatıştırmaya çalışan kişinin adı “ilişkiyi kurtaran taraf” olmamalıdır. Sağlıklı onarım, iki insanın da kendi payına bakabilmesiyle mümkündür. “Ben de burada hata yaptım.” Bu cümle, bazen uzun savunmalardan daha güçlüdür.

Çünkü özür, yenilmek değildir. Hata kabul etmek, güç kaybetmek değildir. Aksine insanın kendi davranışının sorumluluğunu alabilmesi, ilişkinin güven duygusunu yeniden kuran en önemli adımlardan biridir.

Bir de sessizliğin her zaman sakinlik olmadığını öğrenmek gerekir. Bazen susmak, düşünmek ve kendini toparlamak için gereklidir. Fakat sessizliği karşı tarafı cezalandırmak için kullanmaya başladığımızda, iletişim kesilmez yalnızca; güven de yara alır. “Konuşmayacağım ki anlasın” düşüncesi çoğu zaman karşı tarafın anlamasını değil, daha fazla uzaklaşmasını sağlar.

İnsanlar birbirlerinin zihnini okuyamaz. Kırıldığımızda karşı tarafın bunu kendiliğinden anlamasını beklemek, ilişkiden görünmez bir beklenti içinde olmayı beraberinde getirir. Oysa bazen açıkça söylemek gerekir:

“Bunu yaptığında kendimi değersiz hissettim.” “Şu sözün beni düşündüğünden daha fazla kırdı.” “Şu anda senden çözüm değil, yalnızca beni dinlemeni istiyorum.”
İlişkileri büyüten şey, kusursuz insanlar olmak değil; duygularımızı daha dürüst ve daha şefkatli ifade etmeyi öğrenmektir. Elbette her sorunun çözümü konuşmak değildir. Bazen konuşmak için biraz zamana ihtiyaç vardır. Bazen sınır koymak gerekir. Bazen de bir ilişkinin onarılması için iki tarafın da gerçekten istekli olması gerekir. Çünkü anlayış, kişinin kendini yok sayması demek değildir. Affetmek, yaşanan her şeyi unutmak değildir. Birlikte kalmak da her koşulda kalmak anlamına gelmez. Sağlıklı ilişki, ne olursa olsun birbirine tutunmak değil; ne olursa olsun birbirinin insanlığını koruyabilmektir.

Tartışırken bile karşımızdaki kişinin düşmanımız olmadığını hatırlayabilmektir. Bir sorun çıktığında birbirimize karşı değil, sorunun karşısında durabilmektir. Belki de ilişkilerde en çok ihtiyacımız olan cümle budur: “Sen ve ben birbirimize karşı değiliz. Biz, ikimizin arasında oluşan bu soruna karşıyız.”

Çünkü sevgi yalnızca güzel günlerde yan yana durmak değildir. Kırıldığımızda da aynı tarafta kalmaya çalışmaktır. Yanlış anladığımızda yeniden sormaktır. Öfkelendiğimizde geri dönülebilecek bir kapı bırakmaktır. Haklı olduğumuzu düşündüğümüzde bile karşımızdakinin kalbini incitmemeye dikkat etmektir. Ve bazen bütün mesele, tartışmayı kazanmak yerine birbirimizi kaybetmemeyi seçmektir.

Çünkü bazı ilişkiler, kimin haklı çıktığı için değil; iki insanın birbirini anlamayı yeniden seçtiği için iyileşir.