Ey!... 

Yozlaşmış insanlığın medeniyet davulunu çalan kalkınmış, ancak insanlıktan nasibini almamış batı dünyası! 

Allah’ın kulları için yarattığı tüm nimetleri kendilerinin sanan gafiller! 

Bu gün… 

Doymak bilmeyen emperyalist duygularınızın acımasız tahakkümüyle:   

Mezhep çatışmaları kurgulayarak, soykırım yaptırdığınız, 

Vahşi, aç gözlü kapitalizmin cenderesi altında inim inlettiğiniz,   

Irkçılık bahaneleriyle, milliyetçilik bahanesiyle senaryolar yazıp kapılarınızı asıl ırkçılığı sizler yaparak kapattığınız, 

İnsanlık dışı oyunlar, 

Sizin coğrafyanızda gerçekleşse… 

Kapılarınızı bu gün ve dün olduğu gibi, sizin oyunlarınızla, entrikalarınızla ülkelerinden, topraklarından olan insanlara kapattığınız gibi kapatır mıydınız? 

Kapatmazdınız… 

Ama utanmadan, sıkılmadan bir şekilde ele geçirdiğiniz sözde medeniyet davulunu çalarsınız! 

Sizin acımasız; dejenere olmuş ruh dengesizliğiniz neticesinde bu gün dünya neredeyse bir ateş çemberinin içine girmiş durumda.    

Sanılmasın ki, siz, bu ateş çemberinin dışında kalacaksınız. 

Dünya üzerinde dengesiz ruh dürtüleriniz yüzünden yaktığınız bu ateş, şimdilerde gelecekleriyle oynadığınız mazlum ülkelerden önce sizi yakacak, bunu iyi bilin… 

Ruhsuz, hissiz sadece emperyalist hislerinizi tatmin etmek için kurguladığınız oyunlar, yazdığınız senaryolar, bir gün altından kalkamayacağınız bir olgu olarak karşınıza çıkacak ve sizi kendi ateşinizle yakacak. 

Dünün tarihi sizin gibi dünden dersler almayan nice gafillerin acı sonlarıyla dolu! 

Ey… 

Yozlaşmış batı ülkelerinin gafilleri bir gün bu mazlum insanların kahrı sizi bir şekilde ezip geçecektir… 

Günümüzde senaryolaştırıp uyguladığınız enerji politikanız iflas edecek, hakir gördüğünüz bu uluslara el açacak duruma geleceksiniz… 

Çünkü uyuyan ejderha uyanmaya; kendini derin uykusunda rahatsız eden çıkarcıları vurmaya hazırlanıyor! 

Belki bu gün bu kelamlarım kimilerine hayal gibi gelecek ama mutlaka bir gün sömürülen, kullanılan milletler uyanacak… 

Batı dur artık, durmazsan biz durdururuz diyecektir!  

Sizin genlerinizde olan, dost görünerek, yüzüne güldüğünüz dostlarınızı kalleşçe, hayâsızca arkadan vurmak ne kadar dostluğa, müttefikliğe yakışıyor, hiç düşündünüz mü? 

Utanmadan yüzünüz kızarmadan bizim düşmanlarımıza silah yardımı yaparken bizimle dostluktan dem vurmak ne kadar etik… 

Böyle dostluk olmaz olsun!