Yaşam bir tesadüf değildir. Yaşama nasıl seslenirsek, yaşam bize aynı şekilde cevap verir. Yaşam yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır. Yaşama nasıl seslenirsek, o da bize öyle seslenir.

Bunu bir hikâyeyle de pekiştirmek isterim.

    “Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden çocuk ayağı takılıp düşüyor ve canı yanıp 'AHHHHH' diye bağırıyor. İleride bir dağın tepesinden 'AHHHHH' diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor.  Merak ediyor ve

    - ''Sen kimsin?'' diye bağırıyor. Aldığı cevap 'Sen kimsin?' oluyor.

Aldığı cevaba kızıp - ''Sen bir korkaksın!'' diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses   'Sen bir korkaksın!' diye cevap veriyor. Çocuk babasına dönüp,

    - ''Baba ne oluyor böyle?'' diye soruyor.

    - ''Oğlum'' der babası, ''Dinle ve öğren!'' ve dağa dönüp ''Sana hayranım!'' diye bağırıyor. Gelen cevap ''Sana hayranım!'' oluyor. Baba tekrar bağırıyor, ''Sen muhteşemsin!''Gelen cevap; ''Sen muhteşemsin!'. Çocuk çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor:  ''İnsanlar buna yankı derler, ama aslında bu yaşamdır. Yaşam, daima sana, senin verdiklerini geri verir. Yaşam, yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan, insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan, sen de daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural, yaşamımızın bir parçasıdır, her zaman geçerlidir.''

     Ne demiştik,  Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır.

Özgür ZOR

**

Hisset

YENİ GÖKLER

Büyük kuşların uçmak zorunda olduğu gökleri

Eski sürüngenler bir türlü anlamadılar

Bir kanat vuruşuyla çekip gitmeleri

Yol korkakları her zaman yadırgayacaklar

 

Ve birden geriye dönüşün kırmızı gülleri

Bizi en olur biçimde uzun uzun anlatmalıdırlar

Giydiğimiz yamalı yorgunluk eskileri

Unutulmuş olmaya artık katlanmalılar

 

Eğer hiç sarsılmayacak bir yalnızlığımız varsa

O bizi birbirimize doğru iten bir Pazar

Sevişmeler taş devrinden kalmaysa

Utansın mı tarihten önceki zamanlar

 

Büyük kaptanların geçmek zorunda olduğu denizleri

Balinalar ve buz dağları korkutamayacak

Korku bir yüz karası gibi sancılanacak

Silip attığı için bütün değişmeleri

 

Afşar TİMUÇİN

 

**

Gülümse

ARABAM DIŞARIDA

 

Temel, kitapçıya giderek tezgahtara: 

― Pana pir roman lazum, der.

Kitapçı sorar:

―Efendim ağır mı olsun hafif mi? 

Temel: 

―Farketmez, nasul olsa arabam dışarudadur.

**

Kulağına küpe olsun

"Eskiden sadece kışlar soğuktu; şimdi ise insanlar soğuk, yürekler soğuk.."

 

- Cahit Zarifoğlu