Kendini bilmez, bir hadsiz…

Kendi yaptığı terbiyesizliği görmeden, terbiyesizce el âlemin hür iradesi gereği yaptığı özeline, böylece; ırzına, namussuna, şerefine dil uzatarak asıl şefsizliğin daniskasını kendisi yapıyor.

Başı kapalı bir genç kızımızın sığara içmesini kendi kafasındaki ahlaksız düşünceye uyarlıyarak, utanmadan şekillendiriyor…

Gayesi kime yaranmak, bilinmez?

Kendi ve etrafındakilere ki; etrafında bu ahlaksızlığından sonra kimse kalmış mıdır, bilinmez?

Kendini yeni Türkiye’nin saygın fıkıhçılarından sanan bu meczubun, şu küstahça sözleri insanların nasıl bir anlamsız duygu karmaşası içinde olduğunun göstergesi gibi…

Bunun en güzel örneği, kişilerin hadsizliği, hadlerini bilmemeleri…

Bu sözde fıkıhçı zat: Başörtülü sigara içen kadınlar hakkında - herhalde yaşı önemli değil - kafasındaki meczup düşüncelerini, yazdığı gazetede şu cümlelerle canlandırıyor.

Diyor ki:

“Siz benim başımı örttüğüme bakmayın, benden ümidinizi kesmeyin, sizinle paylaşacak çok şeyim var” anlamında bir şeyler zırvalayarak, tüm başörtülü kadınları, kızları anlamsız bir ahlaksızlıkla itham ediyor.

Yazık!

Burada asıl dikkat çekecek durum; “hocanın zikri ne ise fikrinin o olmasıdır.”

Allah rahmet eylesin. Saygı duyduğumuz 70 yaşların üzerinde vefat eden bir komşumuz, ninemiz vardı.

Narıyla namussuyla pırlanta gibi üç evlat yetiştirmiş bu ninemiz, iyi bir sigara tiryakisiydi de. O zamanın sakin sokağımızdaki evin kapısında oturur dudağından hiç düşürmediği sigarasıyla geleni geçeni seyreder, hatırlarını sorardı. Günümüzden 60-65 sene öncenin halis Antepli kıyafetiyle; başı dolaklı, uzun yerleri süpüren zıbınıyla, üstünden yaz-kış hiç çıkartmadığı hırkasıyla bu ninemiz de mi; bu zibidinin düşündüğü gibi birisiydi?

İnsan biraz sözlerinin kimi ne şekilde etkileyeceğinin hesabını kitabını yaparak konuşmalı, değil mi?

Ey yobaz oğlu yobaz! Bil ki, insanın kılık kıyafeti, giyimi kuşamı önemli değil. Önemli olan o senin ‘ahlaksızlık damgası’ vurmaya çalıştığın, o kılık kıyafetin içindeki gerçektir, onun insan ruhudur!

Yeni bir devlet kuruluyormuş?

Olmayacak bir şeye âmin denmez.

De, böyle bir kelam edenin de “bal kabağı gibi” ortada kalacağı aşikâr!