Son zamanlarda artan ergen intiharlarını konuşuyoruz.

Ama konuşurken hâlâ yetişkin diliyle konuşuyoruz.

Oysa ortada bir gerçek var:

18 yaşını doldurmamış çocuklar psikolojik destek almak istiyor.

Fakat tek başlarına gelmek istiyorlar.

“Annemin haberi var ama seninle geleyim mi demedi.”

“Söylesem babam ne sorunun var diye sıkıştırır.”

“Evde anlatamıyorum.”

Bir çocuk yardım istemek için cesaret topluyorsa, o çocuk zaten uzun süredir yalnızdır.

Yalnızlık bazen kalabalık bir evin içinde büyür.

Aynı sofrada otururken.

Aynı çatı altında susarak.

Sevgili anne babalar,

Çocuğunuz size her şeyi anlatmıyorsa bu onun asi olduğu anlamına gelmez.

Bazen bu, duygularının küçümseneceğini öğrenmiş olması demektir.

“Abartıyorsun.”

“Senin yaşında ne derdin var?”

“Biz neler yaşadık…”

Bu cümleler bir çocuğun kalbinde kapı kapatır.

Bir çocuk “söylersem baskı olur” diyorsa,

orada korku bağırmaktan değil, anlaşılmamaktan doğmuştur.

Bir başka tablo daha var:

Danışmanlık almak istemeyen ergenler.

Aile zorlamak istiyor.

Evde kimlik çatışmaları var.

Aile yapısına zıt bir benlik gelişiyor.

Ve her tartışma biraz daha koparıyor.

Ergenlik bir başkaldırı değil;

bir “ben kimim?” arayışıdır.

Bu arayış baskıyla değil, temasla yönetilir.

Çocuğunuz sizden farklı düşünüyor olabilir.

Sizin inandığınız gibi inanmıyor olabilir.

Sizin çizdiğiniz yolda yürümek istemiyor olabilir.

Bu bir tehdit değil.

Bu gelişimdir.

Bugün bazı çocuklar ölümü seçmiyor aslında.

Sessizliğe daha fazla dayanamadıkları için çıkış arıyorlar.

Ve biz hâlâ “Nerede hata yaptık?” diye soruyoruz.

Belki de soru şu olmalı:

Ne zaman dinlemeyi bıraktık?

Refakat etmeyen ebeveynlere söylemek istiyorum:

Psikolojik destek sürecinde çocuğun yanında durmak kontrol etmek değildir.

Yanında durmamak ise “güveniyorum” değil, bazen “görmezden geliyorum” demektir.

Ve söyleyemeyen çocukların ebeveynlerine daha açık konuşacağım:

Çocuğunuz sizden korkuyorsa, bu onun zayıflığı değildir.

Bu, evde duyguların güvenli olmadığı anlamına gelir.

Bir çocuk yardım istemek için kapı çalıyorsa,

o kapıyı sorgulayarak değil, şefkatle açın.

Çocuklar ölmek istemiyor.

Yalnız kalmak istemiyor.

Bu çocukların kaybolmaması hepimizin sorumluluğu.

Ama en çok da evin içindeki iki yetişkinin.

Bazen bir “Anlat, seni dinliyorum” cümlesi,

bir hayatı geri çağırır.