Nedret az bulunan anlamına gelir. Örneğin, altın fiyatlarının yüksek oluşu, az bulunmasındandır. Çok kimse de kızı olursa Nedret, oğlak olursa Nadir ismini koymalarının sebebi belki de bundandır.

            ***

            İlk TBMM kurulup milletvekili aylıklarının ne kadar olması gereği Ulu Önder Atatürk’e sorulduğunda “Öğretmen aylıklarını geçmesin” demesi eğitime verdiği değeri, önemi göstermektedir.

            Bilimin önemini, bir ülkenin her yönden kalkınmasında öğretmen olduğunun bilincindeydi Atatürk.

            Halk da öğretmene çok değer verir, gördüğünde ayağa kalkarak selamlardı. O günlerde öğretmen, öğretmendi.

            ***

            Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya ile Japonya yerle bir olmuştu. İnönü’nün siyaseti sayesinde ülkemiz savaşa girmemiş savaşın bitmesine bir gün kala Almanya’ya savaş ilan etmişti. Ruslar Alman fabrikalarını söküp götürmüş, Japonya iki şehrine atom bombası yemişti.

            Zaman geçti, geldik bugüne. Gerek Almanya gerekse Japonya ekonomi yönden neredeler ülkemiz nerede?

            Sebep ne?

            Eğitim ve ahlak!

            ***

            Hakimlik görevi yapan bir arkadaşımla aynı zamanda emekli olduk. Hizmet yılımız aynıydı. O hâkim, ben öğretmen sınıfındaydık. Aylıklarımız bağlandığında ikimizin aylığı arasında az bir fark vardı.

            Şimdi arkadaşım benim aylığımın iki katından biraz fazla aylık alıyor.

            Ne oldu da durum böyle oldu?

            Hâkim sayısına göre öğretmen sayısı arttı da ondan!

             Ne kadar yönetim gelip geçti; hiçbiri Atatürk ve Alman-Japon yöneticileri gibi eğitime önem veremediler. Hep nedretlik öne çıktı!

Tabi bunun sonucu öğretmen geçim için pazarda limon satacak kadar ikinci iş peşinde koştu.

Ve!

Eğitimin ne hale geldiği, ülkeler arası sıralamada nerelere düştüğümüzden belli.

Öğretmene ne saygı kaldı ne itibar.

İtibardan nasıl ki tasarruf olmaz ise eğitimde de tasarruf olmamalıydı; maalesef eğitimde hep tasarrufa gidildi.

***

Hani Nasrettin Hocayı bindiği dalı keserken görürler ya! İnşallah eğitimde bindiğimiz dalın tamamen kesilmesini görmeyiz.

Diyojen’ne sorarlar:

“İnsanlar niye dilencilere sadaka verirler de filozoflara vermezler?”

Diyojen cevap verir, “Çünkü bir gün topal ya da kör olabileceklerini düşünürler ama filozof olabilecekleri akıllarından geçmez de, ondan.”

 

                                                                            Orhan YALKIN