“Evlenin dostlar, evlenin… Sağ yanınız, sol yanınız belli olsun.”
Bu cümle ilk bakışta eski zaman nasihati gibi durabilir. Oysa biraz durup düşününce insan şunu fark ediyor: Modern dünyanın en büyük yorgunluğu belirsizlikten geliyor. Kimsenin kimseye tam güvenemediği, herkesin bir ayağını kapının dışında tuttuğu, “bakalım ne olacak” ilişkilerinin çoğaldığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar artık yalnızlıktan değil, geçicilikten yoruluyor.
Bugün birçok kişi aşkı çok büyük laflarla anlatıyor ama küçük fedakârlıklardan kaçıyor. Herkes “ruh eşini” arıyor ama kimse bir insanın kusuruna omuz vermek istemiyor. Çünkü çağımız bize sürekli şunu fısıldıyor: “Daha iyisi vardır.” Daha iyi ilişki, daha iyi hayat, daha iyi ihtimal… Böyle olunca da insanlar sevmenin değil, ihtimalleri açık tutmanın peşine düşüyor.
Oysa gerçek hayat seçenek ekranı değil. Gerçek hayat, bir insanın hastalandığında başında beklemek; canın sıkkınken sesinden derdini anlamak; bazen aynı sofrada sessizce oturabilmektir. Aşk sadece heyecan değil, emektir. Ve emek verilmiş sevgi, insanın dünyadaki en güvenli evidir.
Bu yüzden diyorum ki: Sevin. Sevilin. Aile kurun.
Çünkü insanın en büyük ihtiyacı hâlâ değişmedi. Bir “biz” duygusuna ait olmak istiyoruz. Kalabalıklar içinde bile bir kişiye yaslanabilmek istiyoruz. Dünyanın bütün karmaşası içinde “Ben geldim” dediğimiz bir kapının olmasını istiyoruz. Evet, evlilik zor. Aynı hayata iki ayrı karakteri sığdırmaya çalışmak kolay değil. Tartışmalar olacak, kırgınlıklar olacak, bazen “bitti” denilen günler de yaşanacak. Ama tam da orada insan sevginin gerçek yüzünü görüyor. Herkesin “yandı, bitti, kül oldu” dediği yerde, iki insanın küçük bir öpücükle yeniden başlayabilmesi mucize değil de nedir?
Bugün ilişkiler çok çabuk tüketiliyor. İnsanlar birbirini anlamaya çalışmadan vazgeçiyor. Oysa bazı şeyler tamir edilerek güzelleşir. Nasıl ki eski bir ahşap masa yıllandıkça değer kazanırsa, birlikte geçirilen zaman da sevgiyi derinleştirir. İlk günkü heyecan azalabilir ama yerine daha kıymetli bir şey gelir: sadakat, alışkanlık, güven ve birlikte yaşanmış hayat.
Belki de çağımızın en büyük devrimi hâlâ aynı kişiye dönüp, “Ben seninle devam etmek istiyorum” diyebilmektir. Çünkü mesele sadece düğün yapmak değil; bir ömür boyunca birbirinin şahidi olabilmek. Gençliğini, korkularını, başarısızlıklarını, yaşlanışını bir insanla paylaşabilmek… İnsan dediğin biraz da anlatıldığı yerde çoğalır.
Evlenin dostlar. Mükemmel insanı bulduğunuz için değil; birlikte eksiklerinizi tamamlamaya gönlünüz olduğu için evlenin. Birbirinize dünya vaat etmeyin belki ama yorgun günlerde omuz olmayı vaat edin. Çünkü hayat sonunda büyük romantik cümlelerle değil, küçük sadakatlerle ayakta kalıyor.
Ve unutmayın: İnsan bazen hayata yeniden başlamayı bir çift gözde öğreniyor.