Gündem öyle hızlı değişiyor ki artık haberleri takip etmeye değil, haberlerin peşinden koşmaya başladık.
Daha bir konuyu anlayamadan yenisi geliyor:
Açılım süreci…
Fon tartışmaları…
Okullarda artan güvenlik sorunları ve yaşanan olaylar…
Silahla vurulan vali yardımcısı…
Parti değiştiren, başka partiye geçen belediye başkanları…
Küme düşen millî takım…
Tutuklanan hakemler…
Ekonomik sıkıntılar…
Ve şimdi de “Suudi Arabistan’a Türk askeri gidecek mi?” tartışması…
İnanın insanın başı dönüyor.
Bir dakika! Daha önceki gündemi konuşmayı bitiremedik ki! Tam bir konu hakkında fikir sahibi olacağız, hop, başka bir başlık geliyor.
Televizyonu açıyorsun başka bir tartışma… Telefonu eline alıyorsun başka bir haber… Sosyal medyaya giriyorsun bambaşka bir gündem… Gazeteye bakıyorsun, dün konuşulan konu çoktan geride kalmış.
Peki vatandaş ne yapacak? Her şeyi takip etmekten yoruldu. Çünkü gündem değişiyor ama vatandaşın hayatındaki temel sorunlar değişmiyor. Asıl mesele de burada başlıyor.
Enflasyon neden gündemin gerisinde kalıyor? Mesela bu ayın enflasyon oranı…
Emekliyi ilgilendiriyor.
Memuru ilgilendiriyor.
İşçiyi ilgilendiriyor.
Asgari ücretliyi ilgilendiriyor.
Esnafı ilgilendiriyor.
Ama bütün bu gündem bombardımanının arasında enflasyon rakamları birkaç saat konuşulup geçiliyor. Oysa vatandaşın merak ettiği çok basit:
“Benim maaşım ne kadar artacak?”
“Emekli ne kadar zam alacak?”
“Memurun cebine ne girecek?”
“Markete gittiğimde neden aynı parayla daha az ürün alıyorum?”
Bunların cevabı gündemin en önemli başlıklarından biri olması gerekirken, bir bakıyoruz başka bir tartışmanın altında kalmış.
Çünkü bizde gündem çok hızlı tüketiliyor. Bir konu ortaya atılıyor; herkes konuşuyor, herkes yorum yapıyor, herkes birbirine bağırıyor… Sonra? Yeni bir konu geliyor ve eskisi unutuluyor.
İşte asıl tehlike burada. Çünkü bir ülkenin gündemi sürekli değişebilir ama sorunları sürekli erteleyemezsiniz.
Okullarda güvenlik sorunu varsa konuşacağız, çocuklarımızın güvenliğini konuşacağız.
Ekonomiyi konuşacağız, emeklinin geçimini konuşacağız.
Gençlerin geleceğini konuşacağız.
Futbolda yaşananları konuşacağız, hakemleri konuşacağız.
Siyaseti konuşacağız, dış politikayı konuşacağız.
Ama bunların hiçbirini birbirini unutturmak için kullanmayacağız!
Çünkü vatandaş artık neyin gerçek gündem, neyin gündem değişikliği olduğunu anlamakta zorlanıyor. Bugün bir mesele patlıyor, yarın başka bir mesele, öbür gün başka bir tartışma… Sonra herkes dönüp aynı soruyu soruyor:
“Yahu biz neyi konuşuyorduk?”
İşte tam da buradayız: Gündem çok, cevap yok!
Ve insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bu ülkede hiç mi güzel bir şey olmayacak?
Hiç mi güzel bir haber duymayacağız?
Hiç mi “Bugün yüzümüz güldü” diyemeyeceğiz?
Hiç mi gençlerin geleceğini, ekonominin düzelmesini, insanların huzur içinde yaşamasını konuşmayacağız?
Vatandaş kavga istemiyor. Vatandaş sürekli kriz istemiyor. Vatandaş her sabah yeni bir tartışmayla uyanmak istemiyor.
Biraz huzur, biraz güven, biraz umut istiyor.
Çünkü bu milletin başı zaten yeterince dönüyor. Bari gündem biraz dursun da… Nefes alacak hâlimiz kalsın.