Günümüzde birçok kavram gibi, "erkek" ve "adam" kavramları da sıkça birbirine karıştırılıyor. Oysa aralarında sadece birkaç harflik değil, koca bir karakter farkı vardır.
Erkek olmak biyolojik bir gerçekliktir; doğarsınız ve erkek olursunuz. Adam olmak ise bir tercih, bir emek ve bir karakter meselesidir. Erkek olmak için yaş almak yeterlidir, adam olmak için ise olgunlaşmak gerekir.
Erkek, sevgiyi çoğu zaman kendi nefsinin istediği kadar yaşar. İlgisi çıkarına, sevgisi hevesine bağlı olabilir. Hayatın rüzgârı ters estiğinde yön değiştirebilir. Zor günlerde uzaklaşabilir, yük ağırlaştığında omuz vermek yerine omzunu çekebilir.
Adam ise farklıdır.
Adam, nefsi için değil vicdanı için yaşar. Sevgiyi bir duygu değil, bir sorumluluk olarak görür. Yanında duran insanı sadece güzel günlerde değil, en karanlık zamanlarda da sahiplenir. Çünkü adamlık, iyi günde el tutmak değil; kötü günde el bırakmamaktır.
Bir kadın sevildiğini sözlerden değil, davranışlardan anlar. Adam olan bunu bilir. Bu yüzden sevgisini yüksek sesle ilan etmek yerine, sessizce emek verir. Yorulduğunda da kalır, kırıldığında da konuşur, düştüğünde de kaldırır. Çünkü bağlılık onun için şartlara bağlı bir anlaşma değil, karakterinin bir parçasıdır.
Bu yüzden erkek ile adamı birbirine karıştırmayın.
Biri nefsi bitene kadar sever.
Diğeri nefesi bitene kadar...
Biri yanında olduğu sürece kendini güçlü hissedersiniz.
Diğeri yanınızda olduğu için güç bulursunuz.
Hayat, size kimin erkek, kimin adam olduğunu mutlaka gösterir. Mesele, bunu görmek için ne kadar bekleyeceğinizdir.