Eski dille Cumhurbaşkanına “Reisicumhur” derdik. Yani milletin başkanı, reisi; milleti temsil eden kişi.

            Bu göreve getirilecek zatın, devlet adamlığı vasfının yanı sıra, halkın tümünü temsil edebilen, bitaraf birinin olması, olmazsa olmaz bir unsurdur.

                xxx

                Kışını Almanya’da ressam olarak geçiren öğrencim Enver Çapat’dan yeni bir email aldım. Bu yazısında benimle dertleşiyor.

            Bir konu ile ilgili olarak yazdığı Michel Foucault şu sözü beni bir hayli düşündürdü: “Bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada kimse yok demektir.” 

                Düşündürdü! Hele ülkemizdeki eğitim durumunu hatırlayınca daha da derine gönderiverdi beni.

            Bir göz atalım:

 

Okuma yazma bilmeyen kişi sayısı    : 9.625.000 kişi
İlk okulu bitirememiş kişi sayısı        :17.820.000 kişi
İlk okul mezunu kişi sayısı               : 24.000.000 kişi
Zorunlu olan ilk öğretim mezunu     : 10.200.000 kişi
                                                     ---------------------------
                                       Toplamı    : 61.645.000 kişi çıkıyor.

 

Eğitim düzeyi böyle olan bir ülkede, kişilerin vereceği kararların, ülkeyi nerelere götüreceğini artık siz düşünün.

xxx

            Ne ise biz asıl konumuza, Cumhurbaşkanı konumuza dönelim.

            Bu makam yüce bir makamdır. Makamı işgal edecek kişi, bütün ülke insanlarının ve cumhuriyetin Cumhurbaşkanı olacaktır.

            “Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır” ve “Demokrasi bir tramvaydır, gideceğiniz yere kadar gider orada inersiniz” diyen bir kişi, cumhurbaşkanı olunca amacı ne olacaktır; tramvaydan hangi istasyonda inecektir?

            xxx

Türkiye Cumhuriyetinin ilk Reisicumhuru Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Türklerindir” sözünü ele alarak, “Türkiye’de sadece Türkler yaşamıyor; Türkiye’de Kürdü de var, Laz’ı, Lezker’i de var. Türkiye’de yaşayan herkes Türk’tür diyor. Olmaz böyle şey.” Ve de “Sen ne mutlu Türküm dersen o da ne mutlu Kürdüm der”diyen bir kişi, Atatürk’ün Türkiye’de alt kimliklerin olduğunu, ancak Türkiye adlı ülkede yaşayanların hepsine Türk denilmesi gereğini kabul etmiyorsa, ülkeyi ne sıfatla temsil edecektir.

xxx

“Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olunca mıknatıslanma yapar. Mümkün değil ikisi bir arada olamaz.” sözleri ile bilenen bir kişi Cumhurbaşkanı olunca, devletin laiklik sıfatını kaldırıp, dininin İslam olduğunu sağlamaya çalışmayacak mı?

xxx

“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizm’e ve Kemalizm benzeri rejimlere yer yoktur. Kemalizm’in yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir.” sözleriyle, ülkenin geçmişini silip, devlette İslam’ı ön planda tutan veMüslüman bir ülkede katliama girişen gayrimüslimler için “ABD’nin Irak’ta savaşan bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en az zamanda dönmeleri temennisiyle duacıyız” diyen bir kişi ülke yönetiminde ki tutumu ne olacaktır.

xxx

12 Eylül Referandum sonuç konuşmasında “Kralların değil kuralların hukukunu inşa edeceğiz” diyen bir kişi bu sözlerini doğrular şekilde hareket etmeyip, tamamen zıddını gösterir hareketlerde bulunduğuna göre, Cumhurbaşkanı olduğunda nasıl davranacaktır?

xxx

Derdini anlatmak için kendisine başvuranlara “Artistlik yapma”, “Hadi ananı al da git buradan” diyen bir kişi cumhuru nasıl kucaklayacaktır?

xxx

Ergenekon operasyonu hakkında “Türkiye’nin mutlu ve müreffeh yarınlara emin adımlarla ilerlemesi için, İtalya’da ‘Temiz Eller’ operasyonu yapıldığı zaman ‘Bizde bu ne zaman yapılacak?’ diye hayran hayran bakanlar, ülkemizde bu adımlar atıldığı zaman niçin rahatsız oluyorlar? Soğuk savaş yıllarından kalma yanlış alışkanlıklardan, gayri meşru arayışlardan, hukuk dışı yapılanmalardan Türkiye er ya da geç kurtulmak durumundadır” diyen bir kimse kendisi, bazı bakan ve çocukları ile ilgili yapılan operasyon sonunda nasıl davrandığı ortadayken, yarın Cumhurbaşkanı olunca ne diyecektir.

xxx

 “Biz Geniş Ortadoğu Projesinin ve Kuzey Afrika Projesinin eş başkanlarından biriyiz” sözleriyle bilinen bir kişi, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda ve Bakanlar Kuruluna Başkanlık ettiğinde dış siyasetimiz ne gibi mecralarda seyredecektir

                xxx

                Sonuç olarak “Yasama ve Yargı ayağıma bağ oluyor” fikrine sahip bir kimse, ülkeyi monarşi bir idareye götürmez mi?

                “Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız” diyen bir kimse, hangi cumhurun reisi olacaktır.

                Bu düşünce ve sözler karşısında, Atatürk Türkiye’si yerini Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’sine terk edecektir.

                Çünkü Maurice Duverger’in dediği gibi  “milletler layık olduğu idarelere kavuşurlar.”

                                                                                 

Not: Dünkü gazetemizde Mehmet Göğüş’ün Kırkayak’la benzetme olarak “Gaziantep’in Sultanahmet’i” diye adlandırdığı yer yanlıştır. Çünkü Sultanahmet’te güvercinler yoktur. Güvercinlerin bulunduğu yer Eminönü’ndeki Yeni Camidir.