OKUL VAR EĞİTİM-ÖĞRETİM YOK

 

            Gazetemizden bir haber “Öğrenciler okuduklarını anlamıyor!”

            Acaba neden çocuklarımız okuduklarını anlamıyor? Geçmişe göre zekâ geriliği mi var; beslenmeleri mi zayıfladı?

            Çocuklarımızın zekâları yerinde. Beslenmeleri ise eskiye nazaran çok daha iyi. Peki hal böyle olunca sebep ne?

 

            Öğrencilerimiz, yalnız okuduklarını mı anlamıyorlar? Yapılan istatistiklere göre ülkemiz eğitim-öğretimde, bazı Afrika ülkelerinin gerilerine düşmüş?

 

            Eğitimin-Öğretimin bu hale gelmesi, eğitim sistemimizin, devlet politikası haline getirilmemesinde ve dini eğitime doğru bir yönelişte görmek gerekiyor. Müfredat ve sınıf geçme yönetmeliği, yönetenlerin kendi idealleri doğrultusunda olmamalıdır; devlet politikası haline getirilmeli ve günün şartlarına göre yapılmalıdır. Her iktidar değişikliğinde, eğitimde de değişikliğe gidildiği için, eğitim-öğretimimiz bugünkü hale gelmiştir.

Örneğin, 11. ve 12. sınıflarda okutulacak dinle ilgili kitaplarda “kocaya itaat ibadettir, erkekler daha ileridedir, evlenirken dindar kadın seçin, boşanma hakkı erkeğindir, dokuz yaşında kız çocuğu evlenebilir gibi.

            Önce şunu bilmek gerekir ki Atatürk’ün önerdiği gibi dini eğitim ayrı olmalıdır. Bu düşünce iledir ki İmam Hatip Liseleri kurulmuştur. Dini yönden eğitim almak ve hayatını bu yolla kazanmak isteyenlerin bu okula, diğer meslek edinmek isteyenlerin de diğer okullara gitmeleri sağlanmıştı.

 

            Diğer bir konu, öğretmenlerin özlük haklarının giderek zayıflamasıdır. Birçok ülkelerde çalışanların içerisinde öğretmenlerin aylıkları daha yüksektir. Atatürk öğretmenlerin ne kadar önemli olduğunu bildiği için TBMM açıldığında kendisine sorulan “Milletvekillerinin aylığı ne kadar olsun” sorusuna “Öğretmen aylıklarını geçmesin” olmuştur.

 

            Çocuklarımızın okuduklarını anlamamalarının yanı sıra daha önemlisi eğitimde ülkemizin alt sıralarda yer almasının sebepleri araştırılmalıdır.

            Bugün eğitimde uygulanan müfredat programları ve sınıf geçme yönetmeliği eğitim-öğretimi bu hale getirmiştir.

 

            Müfredat programlarımız, günün şartlarına göre yapılmalıdır. İlköğretim, ortaöğretim de dinin temel kuralları öğretilmeli, Kur’an-ın emrettiği gibi hurafelerden kaçınılmalıdır

 

Sınıf geçme sistemimiz, öğrencileri tembelliğe yöneltir biçimdedir.

            Karnelere verilen not ve karşılıkları şöyledir: 1 Geçmez, 2 geçer, 3 orta, 4 iyi, 5 pekiyi.

Önce şunu belirteyim mezun olunurken bitirme sınavları artık yok. Bu duruma göre lise son sınıf öğrencisi hiç çalışmasa ve bütün derslerden birinci kanaat döneminde hep 1 alsa ve ikinci kanaat döneminde biraz ilgi gösterip bütün derslerden 2 alsa ortalaması öğrenci lehine olacağından 2 olacak ce diplomayı alacaktır.

            Bir öğretmen, “bize öğrencilere zayıf not vermeyin” diye talimatlar verildiğini söylemişti.

            Şimdi böyle bir sistemde öğrenci okuduğunu da anlamaz; ülkemiz diğer ülkelerle sıralamada aşağılara düşer.

 

            Eğitimi düzeltmek için sınıf sayısının yetersiz oluşunun fazla etkisi yoktur. Önemli olan müfredat programları ve Sınıf Geçme Yönetmeliğidir.

 

                                                                                  Orhan YALKIN