Temmuz ayı, milyonlarca emekli ve memurun dört gözle beklediği aylardan biri. Çünkü yılın ilk altı ayına ait enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte maaş zamları da netleşiyor. Ev kirasından mutfak masrafına, elektrik ve doğal gaz faturalarından ulaşıma kadar hemen her kalemde artan yaşam maliyetleri nedeniyle vatandaşın gözü kulağı maaşlara yapılacak artışta.
Bu yıl da tablo değişmedi. Haziran ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte memur, memur emeklisi ile SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin alacağı zam oranları büyük ölçüde belli oldu. Şimdi ise herkes aynı soruyu soruyor: "Bu zamlar geçim sıkıntısını hafifletecek mi?"
SSK ve BAĞ-KUR emeklileri, yılın ilk altı ayında gerçekleşen enflasyon oranı kadar zam alıyor. Ocak-Haziran döneminde oluşan enflasyon dikkate alındığında bu kesime yapılacak artışın yaklaşık yüzde 16 ila 18 bandında gerçekleşmesi bekleniyor. Kesin oran ise açıklanan resmi veriler doğrultusunda belirleniyor.
Memurlar ve memur emeklileri için ise sistem biraz farklı işliyor. Toplu sözleşmede belirlenen zam oranına ek olarak oluşan enflasyon farkı maaşlara yansıtılıyor. Bu nedenle memurların alacağı zam oranı da benzer seviyelerde oluşurken, hesaplama yöntemi farklı olduğu için oranlarda küçük farklılıklar görülebiliyor.
Peki bu artış vatandaşın cebine nasıl yansıyacak?
Örneğin bugün 20 bin lira maaş alan bir emeklinin maaşı yaklaşık yüzde 16-17 civarında artarsa aylığı 23 bin lira seviyesine yaklaşacak. 30 bin lira maaş alan bir memurun maaşı ise enflasyon farkı ve toplu sözleşme zammıyla birlikte yaklaşık 35 bin lira seviyelerine çıkabilecek. Elbette her maaş grubu için rakamlar farklılık gösterecek.
Ancak vatandaşın asıl dikkat çektiği konu maaşların ne kadar arttığından çok, alım gücünün ne kadar korunabildiği. Çünkü son yıllarda maaşlar düzenli olarak artsa da market fiyatları, kira bedelleri ve hizmet sektöründeki zamlar nedeniyle birçok kişi aldığı artışı kısa sürede eriyen bir gelir olarak görüyor.
Özellikle emekliler açısından durum daha da dikkat çekiyor. En düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan milyonlarca kişi, sadece enflasyon oranında yapılacak artışın yeterli olmayacağını düşünüyor. Emekli dernekleri uzun süredir refah payı verilmesini, taban maaşların yükseltilmesini ve kök maaş sorununun çözülmesini talep ediyor.
Memurlar da benzer şekilde maaş artışlarının enflasyon karşısında yeterli olup olmadığını sorguluyor. Son yıllarda kira fiyatlarının büyük şehirlerde çok hızlı yükselmesi, ulaşım ve eğitim harcamalarındaki artış ile çocuklu ailelerin giderlerinin büyümesi nedeniyle maaş zamlarının günlük hayata etkisinin sınırlı kaldığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Ekonomistler ise maaş zamlarının tek başına çözüm olmadığını ifade ediyor. Kalıcı refah artışının sağlanabilmesi için enflasyonun kalıcı şekilde düşmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Çünkü enflasyon yüksek kaldığı sürece maaşlara yapılan zamlar birkaç ay içinde fiyat artışları karşısında etkisini kaybedebiliyor.
Diğer taraftan maaş zamlarının bütçe dengesi açısından da önemli sonuçları bulunuyor. Kamu çalışanları ve emeklilere yapılacak artışlar devletin harcamalarını yükseltirken, aynı zamanda iç piyasadaki tüketimi de destekliyor. Bu nedenle maaş politikası sadece çalışanları değil, ekonominin genel dengesini de yakından ilgilendiriyor.
Vatandaşın beklentisi ise yalnızca maaş artışı değil. Birçok kişi, temel gıda ürünlerinde fiyat istikrarı sağlanmasını, kira artışlarının kontrol altına alınmasını ve günlük yaşam maliyetlerinin düşmesini istiyor. Çünkü maaş ne kadar yükselirse yükselsin, eğer harcamalar aynı hızla artmaya devam ederse gelir artışının hissedilmesi zorlaşıyor.
Temmuz ayında yapılacak zamlar milyonlarca hanenin bütçesine bir nebze olsun katkı sağlayacak. Ancak asıl önemli olan, bu artışların yıl boyunca satın alma gücünü koruyabilmesi. Bunun yolu da enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, üretimin artırılması ve ekonomik istikrarın güçlendirilmesinden geçiyor.
Sonuç olarak temmuz zamları emekli ve memurlar için önemli bir gelir artışı anlamına geliyor. Ancak vatandaşın beklentisi sadece rakamların yükselmesi değil, maaşların gerçek anlamda hayatı kolaylaştırması. Eğer maaş artışları enflasyon karşısında erimez ve alım gücü korunabilirse, yapılan zamlar toplumun geniş kesimleri açısından daha anlamlı bir iyileşme sağlayacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar