Yolsuzlukla mücadele yalnızca yolsuzluk yapanların cezalandırılması meselesi değildir. Asıl önemli olan, yolsuzluğa zemin hazırlayabilecek boşlukların kapatılması, kamu yönetiminde şeffaflığın artırılması, çıkar çatışmalarının önlenmesi ve karar alma süreçlerinin toplum tarafından denetlenebilir hale getirilmesidir. Avrupa Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) Türkiye hakkındaki son değerlendirmesi de bu açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
GRECO’nun 29 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı değerlendirmeye göre Türkiye, milletvekilleri, hâkimler ve savcılarla ilgili dördüncü değerlendirme turunda toplam 22 tavsiyenin yalnızca 6’sını tamamen uyguladı. Dokuz tavsiye kısmen uygulanırken, 7 tavsiyenin ise henüz uygulanmadığı belirtildi. Merkezi hükümetin üst düzey yöneticileri ile kolluk birimlerine ilişkin beşinci değerlendirme turunda ise tablo daha da dikkat çekici: 32 tavsiyenin yalnızca 4’ü tamamen, 7’si kısmen uygulandı; 21 tavsiye ise uygulanmamış durumda.
Burada özellikle vurgulamak gerekir ki GRECO bir siyasi kurum değil. Avrupa Konseyi bünyesinde yolsuzluğun önlenmesi ve kamu yönetiminde bütünlüğün güçlendirilmesi amacıyla ülkelerin mevzuatını ve uygulamalarını değerlendiren bir mekanizma. Dolayısıyla açıklanan rakamlar Türkiye açısından önemli bir uluslararası izleme göstergesi niteliğinde.
Milletvekilleri ve yargı başlığı
GRECO’nun yıllardır üzerinde durduğu konuların başında milletvekillerinin etik kuralları geliyor. Çıkar çatışmalarının yönetilmesi, mal varlığı bildirimlerinin etkin biçimde doğrulanması, yasama sürecinin şeffaflaştırılması, milletvekillerinin etik kurallara ilişkin eğitim ve danışmanlık mekanizmalarından yararlanması gibi konular raporlarda öne çıkıyor.
Yargı açısından da benzer şekilde bağımsızlık, etik kurallar, disiplin süreçleri ve hâkim-savcıların görev güvencesi önemli başlıklar arasında bulunuyor. GRECO, geçmiş değerlendirmelerinde Adli Etik Bildirgesi, hâkim ve savcıların eğitimi, yargı etiği konusunda danışmanlık ve bazı disiplin kararlarına itiraz imkanları gibi gelişmeleri olumlu adımlar olarak değerlendirmişti. Ancak kurum, özellikle yargı yönetiminin bağımsızlığı konusunda daha fazla reform gerektiğini de vurguladı.
Bence burada meselenin özünü sadece “kaç tavsiye yerine getirildi?” sorusuna indirgememek gerekiyor. Çünkü yolsuzlukla mücadelede kanunların varlığı kadar, bu kanunların ne kadar etkin uygulandığı da önem taşıyor.
Şeffaflık neden önemli?
Ekonominin temel taşlarından biri güvendir. Yatırımcı, şirket, vatandaş ve kamu çalışanı açısından güven ortamının oluşması için kararların hangi kriterlere göre alındığının bilinmesi gerekir.
Kamu görevlilerinin mal varlıklarının bildirilmesi tek başına yeterli değildir. Bu bildirimlerin etkin biçimde kontrol edilmesi, çıkar çatışmalarının belirlenmesi ve gerektiğinde yaptırım uygulanması gerekir. Aynı şekilde kamu ihaleleri, lobicilik faaliyetleri, siyasi finansman ve kamu kararlarının hazırlanma süreçlerinde şeffaflığın artırılması da yolsuzluk riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
GRECO’nun farklı ülkelerle ilgili çalışmalarında da çıkar çatışmaları, mal varlığı ve menfaat bildirimleri, kanun yapım sürecinin şeffaflığı, kamu bilgilerine erişim ve üst düzey yöneticiler için etik kurallar gibi konular öne çıkıyor.
Ekonomiye etkisi de göz ardı edilmemeli
Yolsuzlukla mücadele konusu çoğu zaman hukuk ve siyaset çerçevesinde tartışılıyor. Oysa bunun ciddi ekonomik boyutları da var.
Kamu kaynaklarının etkin kullanılmaması, rekabet koşullarının bozulması, yatırım kararlarında belirsizlik oluşması ve kurumsal güvenin zayıflaması ekonominin genel işleyişini etkileyebilir. Özellikle yabancı yatırımcı açısından yalnızca vergi oranları veya faiz seviyeleri değil, hukuki öngörülebilirlik ve kurumların işleyişi de önem taşıyor.
Bu nedenle yolsuzlukla mücadele reformlarını yalnızca Avrupa Konseyi'nin tavsiyelerine uyum sağlama konusu olarak görmek eksik olur. Konu aynı zamanda Türkiye'nin yatırım ortamı, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve ekonomik güven açısından da değerlendirilmelidir.
Şimdi gözler 2027'de
GRECO'nun son değerlendirmesine göre Türkiye'nin izleme süreci henüz sona ermiş değil. Türkiye'nin hem dördüncü hem de beşinci değerlendirme turlunda kalan tavsiyeler konusunda ilerleme sağlaması bekleniyor ve ülkenin 2027 yılında yeniden rapor sunması öngörülüyor.
Buradan çıkarılabilecek en önemli sonuç şudur: Yolsuzlukla mücadelede asıl başarı, yalnızca yeni yasalar çıkarmakla değil, mevcut kuralların bağımsız, şeffaf ve etkili biçimde uygulanmasıyla ölçülür.
Türkiye'nin önünde özellikle çıkar çatışmalarının önlenmesi, mal varlığı bildirimlerinin etkin denetlenmesi, yasama sürecinin şeffaflaştırılması, yargının kurumsal bağımsızlığının güçlendirilmesi ve kamu yönetiminde etik standartların uygulanması gibi önemli başlıklar bulunuyor.
Sonuçta mesele yalnızca GRECO'nun verdiği not veya açıkladığı rakamlar değildir. Mesele, vatandaşın kamu kurumlarına ne kadar güvendiği, kamu kaynaklarının ne kadar etkin kullanıldığı ve ekonomik aktörlerin geleceğe ne kadar güvenle bakabildiğidir. Bu nedenle yolsuzlukla mücadele, hukuk alanıyla sınırlı olmayan; doğrudan ekonomiyi, yatırımı, kamu maliyesini ve toplumsal güveni ilgilendiren uzun vadeli bir reform alanıdır.
Kaynak: Euronews