Derler ki; ‘’İnsanın kendine yaptığını yüz kişi toplansa yapamaz.’’ Ne doğru bir söz…

Bazen karşındaki kişiden intikam almana gerek kalmaz; o zaten kendi hayatından, kendi seçimlerimden, kendi tercihlerinden tokadı çoktan yemiştir.
Bazı insanlar öyledir ki, senden bir intikam beklentisi var sanırlar. Oysa anlamadıkları şey şudur: Senin intikam almana gerek yoktur. Çünkü onların yaşam tarzı zaten intikamın bizzat kendisidir.
Dostluk diye sarıldıkları insanlar, değer diye tuttukları şeyler, ‘’özgürlük’’ sandıkları savruldukları… Hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan tek gerçek vardır: Kendi hayatlarını sabote etmede üstat olmuşlardır.
Bazen en ağır bedel, başkasının sana yaptıkları değil, insanın kendine yaptıklarıdır. Yanlış dostluklar, sürekli kaçtıkları sorumluluklar, tutarsızlıkla örülü ilişkiler, bir gün öyle bir duvara çarptırır ki… O duvarı kimse örmez. Onu bile kişi kendi elleriyle inşa eder.
Sen susarsın.
Sen geri çekilirsin.
Sen savaşmazsın.
Çünkü bilirsin: Kendi kendine mahveden adamdan daha büyük bir ceza yoktur. İnsan kendini neyle zehirliyorsa, o zehir eninde sonunda kalbine çöker. Ve onunla yüzleşmek, bir başkasının vereceği cezadan çok daha acıdır.
O yüzden sen hiç yorulma…
İntikam planları yapmana gerek yok. Karşındaki kişiye söz geçirmen, hesap sorman, ahkâm kesmen gerekmiyor.
Bazıları, kendi hayatlarının çukurunu o kadar ustalıkla kazıyor ki, senin bir şey yapmana bile lüzum kalmıyor.
Seçimleri konuşur.
Çevresi konuşur.
Hayatı konuşur.
Ve en önemlisi, zaman konuşur.
Sen sadece durduğun yere dikkat et. Onların çukuruna düşmemek en büyük başarıdır. Gerisini zaman halleder. Çünkü insan, sonunda kendine yaptıklarıyla yüzleşmek zorunda kalır.
Ve o yüzleşme…
Dünyanın en büyük imtihanından bile daha ağırdır.