Bazı geceler insanın aklına biri düşmüyor.
Bir insanın bütün hayatı düşüyor aklına.
Bir ses tonu geliyor önce. Sonra bir bakış. Bir cümle. Birlikte gülünmüş anlamsız bir şey. Belki bir sokak, bir şarkı, bir koku… Ve insan, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, kalbinin bazı şeyleri takvimden öğrenmediğini anlıyor.
Ben bugün seni her zamankinden çok özledim.
Öyle “arada aklıma geldin” denilecek kadar değil. Öyle bir şarkı dinleyip birkaç dakika hüzünlenmek gibi hiç değil. İnanılmaz derecede özledim. Sanki içimde uzun zamandır kapalı duran bir kapı bugün ansızın açıldı ve sen, bütün hatıralarınla birlikte içeri girdin. En garibi de şu: İnsan bazen birini değil, onun yanında olduğu hâlini özlüyor.
Senin yanındayken olduğum kişiyi özlüyorum belki de. Daha çok gülen, daha az düşünen, geleceğe biraz daha inanan hâlimi… Birinin “ben buradayım” demesinin insana ne kadar büyük bir güven verdiğini şimdi anlıyorum. Birlikte yapılan kahveler. Bir yere yetişmeye çalışırken yan yana yürümek. Bir şey anlatırken gözlerinin içine bakmak. Kızıp birkaç saat sonra hiçbir şey olmamış gibi konuşmak. Meğer mutluluk çoğu zaman büyük anlardan oluşmuyormuş. Meğer insan, kaybettikten sonra sıradan günlerin kıymetini öğreniyormuş.
Şimdi senden geriye kalan şeylere bakıyorum da, hiçbirinin senin kadar gerçek olmadığını hissediyorum. Fotoğraflar var ama fotoğraflar susuyor. Mesajlar var ama artık yeni bir cümle gelmiyor. Hatıralar var ama insan hatıralara sarılamıyor. Ses kayıtları var ama ‘’geliyorum kuş kafalı diye’’ gelen yok işte…
Bazen “Acaba şimdi ne yapıyor?” diye düşünmek. Acaba o da beni hatırlıyor mu diye merak etmek. Acaba bir gün aynı yerde karşılaşsak, birbirimize ne söylerdik diye kafanda konuşmalar kurmak. Ve bütün bu soruların hiçbir cevabının seni gerçekten rahatlatmayacağını bilmek. Çünkü insanın özlediği kişi kadar, onunla mümkün olduğunu sandığı gelecek de canını yakıyor. Belki beraber gideceğimiz yerler vardı. Belki söyleyeceğimiz daha çok şey. Belki birbirimizin hayatında biraz daha uzun kalacaktık. Olmadı.
Hayat bazen büyük bir kavga çıkararak ayırmıyor insanları. Bazen sadece iki insanın yollarını sessizce birbirinden uzaklaştırıyor. Bir gün çok yakın olduğun insan, bir süre sonra hayatının en uzaktaki yerine dönüşüyor. Ve sen, onun hayatında artık ne kadar yer kapladığını bile bilmiyorsun. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıktıktan sonra bile içimizde kötü bir anıya dönüşmüyor. Sadece eksik kalmış bir cümle gibi duruyorlar. Tamamlanmamış bir hikâye gibi.
Bugün seni inanılmaz derecede özlüyorum. Ve sanırım bazı özlemlerin hemen geçmesi gerekmiyor. Bazen insanın yapabileceği tek şey, özlediğini kabul etmek. Sadece içinden geldiği gibi: “Ben seni özledim.” demek.