Dini konular, yanlış anlamalara sebep olacak kadar hassas olunca, doğal olarak yorum yapma konusunda iki kere düşünmek gerekiyor.  Çünkü bu konuda yaptığınız her eleştirinin ardından, inancınız masaya yatırılabiliyor.

Biz de linçe uğramamak adına sessiz kalıyor, görmezden geliyoruz.

Sonuçta ipin ucunun kaçmasını hep birlikte izliyoruz.

Belki bu yazıdan sonra aynı eleştirileri alacağım.

Ancak sessiz kalmayı da akıl kabul etmiyor, yürek dayanmıyor…

**

Asker konuştuğu zaman; “Siyaset yapacaksan bir partiye kayıt ol…”

Sanatçı, yorum yaptığında; “Herkes işini yapsın…””

Gazeteci yazdığında; “ Amacın ne..?”

Herkes susuyor, bir onlar konuşabiliyor…

Piyasalarla ilgili de yorum yapabiliyorlar, istemedikleri kişinin cenaze namazını kılmamak, vatandaşa pamuk almak gibi yakışıksız söylemleri de gayet rahatlıkla dile getirebiliyorlar.

Hoşgörü mü dediniz?

Güldürmeyin…

**

Şimdi bir düşünün;

Milli Eğitim Müdürlüğü, şehirde camiler yaptırmaya karar vermiş…

Mahallenizdeki camiye de ne söyleyeceğini iyi ifade eder diye, elindeki kadrodan edebiyat öğretmenini atamış.

Olmayacak bir şey mi?

Çok mu absürd?

**

Ama bu absürtlük din adına yapılabiliyor.

Eğitime destek kampanyalarında son dönemlerde bakıyoruz; Sürekli, “Diyanet Anaokulu Protokolü yapıldı” haberleri…

Protokol törenlerinde herkes var, Milli Eğitim Müdürü yok…

Söz konusu eğitimse, Milli Eğitim  nerede?

Eğitimle ilgili bir konuda neden Diyanet devrede?

Oldu olacak, Ticaret Bakanlığı hastane açsın, Aile Bakanlığı ÇED Raporu versin…

**

Okul öncesi eğitimin önemini her fırsatta dile getiriyor uzmanlar. 4-6 yaş, çocuklarımızın, geleceklerimizin en hassas dönemi…

Kesinlikle uzman ellere teslim edilmeleri, gelişimlerinin, becerilerinin son derece itinalı izlenmesi gerekiyor.

Diyanet Anaokulu’nda kimler eğitim verecek?

Topu topu 380 saatlik “Okul Öncesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Kurs Programı”na katılmış ilahiyat mezunları…

Çocuk gelişimi ile ilgili 47 günlük eğitim yeterli diyorlar.

Pedagojik Formasyon çoktan çöpe atıldı zaten…

**

Müfredat nedir peki?

Din Bilgisi ve Ahlak dersleri.

Güzel, ama ya diğer dersler..?

Arapça alfabe ezberi...

Neden..?

Evet bu ülkenin, hırsızlıkları, yolsuzlukları, avantacılığı, çıkarcılığı bitirmesi için çocuk yaşta ahlak derslerine başlamamız fayda sağlayacaktır.

Bu konuda büyük eksikliğimiz olduğu bir gerçek. Toplum olarak ahlakı, bütün çıkarların önüne koyabilecek eğitimi aileden başlatmamız gerekiyor.

Ama bunun başlangıcı Arapça Alfabe olamaz…

**

Kendi alfabesini öğrenmemiş çocuğa Arap alfabesini öğretmenin mantığı nedir?

Hani nerede milliyetçiliğiniz?

Kendi dilinden önce, neden Arapçayı özel kılarsınız..?

Bu ülkede en önemli sorunların okuduğunu anlayamamaktan geçtiğini bilmez misiniz?

Cüz sürme, Arap harflerini tanıma ve ezber, cezm işaretini tanıma ve ezber…

Hani nerede sağlıklı bir toplum için gereken sanata, spora, bilime yönelten eğitici faaliyetler..?

Net bir şekilde medreselere atılan tohumlar…

Arkasından Diyanet İlkokulları, Diyanet Liseleri…

Milli Eğitim’in giremeyeceği, sadece adı eğitim olan kurumlar…

**

Sadece Din bilgisi ile ahlaklı nesiller yetiştireceğine inananların, şu iki örneği de bir kez daha sorgulaması gerektiğini düşünüyorum

Bir tarafta ahlak anlayışları ile bütün dünyaya örnek olmuş Japonlar…

Diğer tarafta Arapça’yı yalamış yutmuş, Hoşgörü Dini ile ilgili adının önüne Prof. ünvanını koydurmuş, pamukçu İlahiyatçı Profesörün hoşgörü ve ahlak anlayışı…

Gerçekten ahlak sorununun, sadece dinle çözülebileceğine mi inanıyorsunuz?