İbn-i Sina’nın sözü aslında hayatın özünü anlatıyor: ‘’Yumurtanın kabuğu dışarıdan kırılırsa hayat biter, içeriden kırılırsa hayat başla.’’ Dışarıdan gelen kırılma bir sonu temsil eder; kontrolsüz, hazırlıksız, zorla gerçekleşen bir kopuş… İçeriden gelen kırılma ise bir başlangıcı, olgunlaşmayı, zamanı geldiğinde gerçekleşen dönüşümü işaret eder.

Zamanın Olgunluğu

Hayatta da böyledir. Dış baskılarla, başkalarının müdahaleleriyle, zorla kırılan kabuklarımız bizi yaralar. Henüz hazır olmadığımız bir değişim bizi dağılmaya, savrulmaya iter. Oysa sabredip içeride güç topladığımızda, kabuğu kendimiz kırdığımızda bu bir doğuma dönüşür. Acıtır ama büyütür.

İçsel Gücün Sırrı

Asıl mesele kabuğun mutlaka kırılacak olmasıdır. Hepimiz belli bir noktada kendi sınırlarımızı aşmak zorunda kalırız. Burada farkı yaratan, kırılmanın yönüdür. İçten gelen kırılma; cesaretin, hazırlığın ve farkındalığın sonucudur. Dışarıdan gelen kırılma ise kontrolsüz, zamansız ve yıpratıcıdır.

Sonuç

Hayat bize sürekli kabuklar sunar: korkular, alışkanlıklar, sınırlar…

Onları dışarıdan gelen darbelerle değil, içeriden gelen iradeyle kırmak elimizdedir. Çünkü gerçek hayat, içeriden kırıldığında başlar