Ah Ali ah... Ilık süt içtin, ata bindin indin, yahut olmadı kızlarla ip atladın.  Ali kalktın topu da üstünden attın. Ama Ali ikmale kaldın be.. Olmadı..

Oku dediler Ali sen her şeyi yaptın da, her halde okumadın be Ali. Tarihini okumadın, Atanı, vatanını doğru dürüst okumadın be Ali. Heee kendi çapında okumuşsun da bence pek işe yaramamış  be Ali. Hani şu ilk emri OKU olan,  sağdan sola doğru yazılıp ta anlaşılması istenmeden okunan kutsal Kitabımız Kur'an'ı okuduğumuz gibi okumuşsun...

Bilir misin oğul Valiyle babasının hikayesini? Bilmem ama, hani demiş ya oğluna; ben sana Vali olamazsın demedim ki, Adam olamazsın dedim diye. Seninki de o hesap mıdır nedir? E tabi sende haklısın, elinden tutup aynı yağmur altında ıslandığın, Siyasi Aktör olmanı saplayan Reisine bir vefa borcun olduğu doğrudur. Ama Reis’i geçte günlerdir yalvara yakara oy istediğin vatandaşına hiç mi borcun yok?

Uygun iklim olursa Anayasanın ilk dört maddesini tartışırız demişsin. Olmadı be Ali, Yok be Ali… Bu yağmur senin tarlaya yağmaz. Kalırsın hububatsız, aç billaç... Sen İngiltere'nin Anayasası olmadığını da biliyorsundur Allah bilir. Marifet Anayasada da değil be Ali. Ne oldu? Cumhuriyet size bugüne gelmemizden başka ne yaptı bu kadar? Gerçekten çok merak ediyorum. Baktın ki tek başına çabaların yetmeyecek barajı bile geçmeye, tekrar başladığın yere dönüp eksik mi tamamlayacaksın?  Ata binmeye tek başına gücün yetmedi, abinden destek mi istedin? Onunda jokeyliğini biliyoruz...Yazık olur.

Artık bir rahat bıraksanız şu Cumhuriyeti. Oynamadığınız yeri kalmayan Anayasa'nın şimdi de ilk 4 maddesine mi geldi sıra? Aklınızın arkasında ve kursağınızda ne olduğunu biliyoruz. Ancak, bu çalışma güçlendirilmiş bir Demokrasinin gereği için yapılacaksa hadi gayret.

Bir ülke düşünün ki bir partinin başkanı çıksın, her adımında minnet duyması gereken ATA' sına, Cumhuriyetine, Milletine böylesi seviyede hakaret etsin.13 Vatan Evladı Şehit'in kanı kurumadan, ebediyete uğurlanmadan Partisinin İl Kongresinde yığınların kalabalıklığına gülerek mesaj versin. Bir de Valisi ile, Belediye Başkanı ile , Milletvekili, Rektörü ile Cumhuriyet düşmanı İskilip'li Atıf'ı ananlarla aynı yolun yolcusu olup olmadığını da merak ediyorum. Bu da sorgulanmalı bay Ali.

Hain kime denir bilir misin? Bak birini söyleyeyim. Mustafa Sabri hainini de okuyup anlamadığından eminim. Okumadıysan, okumanı  tavsiye edeceğim. Ulusal Kurtuluş harekatı lehinde çalışan din adamlarından başta Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi (Müftüler), Isparta Müftüsü Hüseyin Hüsnü (Özdamar), Uşak Müftüsü Ali Rıza (Bodur), Burhaniye Müftüsü Mehmet (Tarhan), Antalya Müftüsü Ahmet Hamdi ve Sinop Müftüsü İbrahim Hilmi Efendilerin Özgür Vatan, Bağımsız Millet, Bayrak için yaptıklarını oku. Bak gerçek dindarlar ne yapmışlar, canları pahasına.

Dikkat ediyorum da her şeyi deniyorsun be Ali. AKP hırsız dedin olmadı, bu ülkeye ben lazımım dedin olmadı. Baş örtüsünden girdin yine olmadı. Şimdi sırada bu mu var? Fişleri yeniden yazmak lazım Ali sana... Okuduğunu anla, baktığını gör.  Dürüst Ol Ali, Dürüst Ol..Hain Olma Ali, Hain Olma…

Reisinin kanatlarının altına girme Ali, girme... Bu kadar Aciz Olma Ali, Olma... Biz bunları sana yakıştıramıyoruz. O Anayasanın ilk 4 maddesi var ya Ali...?? DEĞİŞMEZ ALİ, DEĞİŞMEZ...!!!  Bizler 68, 78 kuşağı ve çoğumuz zaten biliyoruz da,  X,Y,Z kuşağı denilen, sana benzemeyen Cin Ali'ler de biliyor maske altında ki gerçek yüzleri, şapka düşünce görünen çıplak başları. Artık bilen çoğaldı...

Yine bir yaşanmışlıkla bitirelim, Eğitim Bakanlığı da yapmış olan tarihçi Abdurrahman Şeref Bey, Galatasaray Lisesi’ nde müdür iken bir gün Sultan Abdülhamid’ in hizmetkarlarından bir paşanın oğluna kızar. Öğrencilerin arasında çocuğa; “Adam ol” der, “baban gibi eşek olma!”

Çocuk bunu babasına anlatır. Babası: "Vay, demek ben bugüne bugün padişahımın mahiyetinde bir paşa olayım da, bana eşek desin. Bunu ona soracağım” der.

Ertesi gün okula gidip hocayı bularak; "Beyefendi, sizin bana eşek demeye ne hakkınız var? Ben, padişahın mahiyetinde paşayım” deyince, Abdurrahman Şeref bey;

“Ne münasebet ben sizi tanımıyorum. Ne zaman eşek dedim”, diye sorar.

Paşa; "Geçen gün okulda oğluma “adam ol, baban gibi eşek olma” diye bağırmışsınız der. Bunun üzerine Abdurrahman Bey;

“Doğru, çocuğunuzu payladım. Çalışmıyordu. Sizi örnek göstererek, “adam ol baban gibi! eşek olma! diye söyledim“ der.

Bu cevap üzerine paşa, hem özür diler, hem de teşekkür eder ve oradan ayrılır.