Enflasyon, yalnızca fiyatların ne kadar arttığını gösteren istatistiksel bir veri değildir. Aynı zamanda toplumun satın alma gücünü, gelir dağılımını, tasarruf kapasitesini ve geleceğe ilişkin ekonomik beklentilerini belirleyen en önemli göstergelerden biridir. Türkiye’de enflasyon tartışmalarının önemli bir bölümünü ise TÜİK, ENAG ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklanan oranlar arasındaki farklılıklar oluşturuyor. Aynı ay için açıklanan üç ayrı enflasyon oranı, vatandaşın kafasında haklı olarak şu soruyu doğuruyor: Gerçek enflasyon hangisi?

Bu soruya doğru cevap verebilmek için öncelikle üç kurumun hangi yöntemle hesaplama yaptığını ve neyi ölçmeye çalıştığını anlamak gerekiyor.

TÜİK: Türkiye genelini temsil eden resmi ölçüm

Türkiye İstatistik Kurumu, Tüketici Fiyat Endeksi'ni (TÜFE) Türkiye genelindeki hane halklarının tüketim harcamalarını esas alarak hesaplıyor. Gıda, konut, ulaştırma, sağlık, eğitim, giyim ve diğer hizmetler belirli ağırlıklarla endekse dahil ediliyor. Her ürünün enflasyona katkısı, fiyatındaki artış kadar tüketim sepetindeki ağırlığına da bağlı bulunuyor.

TÜİK, 2026 Ocak ayından itibaren endeksin temel yılını 2025=100 olarak değiştirdi. Harcama ağırlıklarının belirlenmesinde Ulusal Hesaplar Hane halkı Nihai Tüketim Harcamaları ana kaynak haline gelirken, ayrıntılı ağırlıklarda Hane halkı Bütçe Anketi ve idari kayıtlar da kullanılmaya başlandı. Ayrıca fiyatlar işyerlerinden, alan araştırmalarından ve barkod verilerinden derleniyor.

Bu sistemin en önemli özelliği, ülke genelini temsil etmesidir. Dolayısıyla TÜİK verisi para politikası, maaş artışları, kira düzenlemeleri ve ekonomik programların değerlendirilmesinde temel resmi göstergedir.

ENAG: Günlük fiyat hareketlerine dayanan alternatif ölçüm

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), E-TÜFE adıyla alternatif bir tüketici enflasyonu göstergesi yayımlıyor. ENAG'ın yaklaşımında internet üzerinden erişilebilen fiyatlar ve dijital fiyat gözlemleri önemli yer tutuyor. Fiyat hareketleri düzenli biçimde izlenerek alternatif bir endeks oluşturuluyor.

ENAG'ın en önemli farklılığı, fiyat değişimlerini kendi veri toplama ve hesaplama sistemiyle ölçmesidir. Bu nedenle sonuçları TÜİK'in resmi TÜFE oranıyla birebir aynı çıkmak zorunda değildir.

Bununla birlikte ENAG'ın sonuçlarını değerlendirirken veri kapsamı, fiyat örneklemi, ağırlıklandırma sistemi ve hesaplama ayrıntılarının dikkate alınması gerekir. Alternatif bir gösterge olması, tek başına daha doğru olduğu anlamına gelmediği gibi, resmi veriden farklı olması da otomatik olarak yanlış olduğunu göstermez.

İTO: İstanbul'daki geçim maliyetlerini ölçüyor

İstanbul Ticaret Odası'nın yayımladığı İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi ise esas olarak İstanbul'daki perakende fiyat hareketlerini izliyor. İTO, 2025 yılında eski Ücretliler Geçinme İndeksi'ni yenileyerek tüketim sepetini genişletti. Yeni çalışmada 493 madde ve yaklaşık 24 bin 500 fiyat derlemesi esas alındı.
İTO endeksinin önemli özelliği, İstanbul gibi nüfusu ve ekonomik hareketliliği yüksek bir kentteki fiyat değişimlerini yansıtmasıdır. Ancak İstanbul'un kira, ulaşım, hizmet ve tüketim maliyetleri Türkiye'nin diğer bölgelerinden farklı olduğu için bu endeksin ülke genelini temsil ettiği düşünülmemelidir.

Farkların temel nedenleri nelerdir?

Üç kurum arasındaki farklılıkların başlıca nedenleri beş başlıkta toplanabilir:
Coğrafi kapsam: TÜİK Türkiye genelini, İTO İstanbul'u ölçerken ENAG kendi oluşturduğu fiyat veri setini kullanır.
Ürün sepeti: Takip edilen ürün ve hizmetlerin kapsamı aynı değildir.
Ağırlıklandırma: Gıda, kira, ulaşım ve diğer harcamaların toplam endeksteki payları farklılaşabilir.
Fiyat toplama yöntemi: Saha araştırması, işyeri fiyatları, barkod kayıtları ve internet fiyatları farklı sonuçlar üretebilir.
Tüketim alışkanlıkları: Hane halklarının gelir düzeyi ve yaşadığı bölge değiştikçe enflasyonun hissedilme biçimi de değişir.
Bu nedenle üç endeksin aynı sonucu vermesini beklemek istatistiksel açıdan doğru değildir.

Hangi endekse güvenmeliyiz?

Bana göre mesele üç kurumdan birini diğerine tercih etmekten çok, ölçüm yöntemlerinin şeffaflığına ve karşılaştırılabilirliğine odaklanmaktır. TÜİK'in ülke genelini temsil eden resmi verisi ekonomik kararların temel referansıdır. ENAG alternatif bir ölçüm sunarak tartışmaya katkı sağlar. İTO ise İstanbul'daki fiyat hareketlerini ve kent ekonomisinin kendine özgü koşullarını ortaya koyar.

Ancak güvenilirlik açısından bütün kurumların sepetlerini, ağırlıklarını, fiyat toplama yöntemlerini, veri kaynaklarını ve hesaplama aşamalarını düzenli biçimde kamuoyuyla paylaşması gerekir. Bağımsız akademik denetim ve yöntemlerin karşılaştırılması da bu güveni güçlendirecektir.

Sonuç olarak Türkiye'nin ihtiyacı enflasyon rakamları üzerinden bir kurumlar tartışması değil, fiyat artışlarının nedenlerini ortaya koyan güçlü bir istatistiksel şeffaflıktır. Çünkü enflasyonla mücadele yalnızca faiz politikasıyla değil; üretim, verimlilik, rekabet, gelir dağılımı ve beklentilerin yönetilmesiyle mümkündür.
Vatandaşın asıl beklentisi hangi kurumun daha yüksek oran açıkladığını öğrenmek değil, maaşıyla ay sonunda daha fazla ihtiyacını karşılayabilmektir. Ekonomik başarının gerçek ölçüsü de açıklanan enflasyon oranlarından önce, insanların hayatında hissedilen fiyat istikrarı ve satın alma gücündeki iyileşme olmalıdır.