Başlığa bakınca, yine siyaset figürü olarak iktidarda ki parti ile ilgili olduğunu söyleyeceksiniz. Yanıldınız… Başlığımızı kısalttım...
AKP- Analar Karanlığın Pençesinde mi?
Çoğunluğun oyu ile iktidar olan bir partiden ve onun başındaki tek adamın kararname veya kararı ile yönetiminde, ülkenin içinde bulunduğu durumda sorumlu tabidir ki bu siyasi oluşum ve politikalarının rolü olacaktır. Yalnız başkaca hiç mi suçlu yoktur, derseniz burada da yanıt, yerden göğe kadar haklısınız olacaktır.
Yani, Onlar yönetirken muhalefet nerede idi? Çeşitli mazeretler sürerek sorumluluktan kaçılmaz. Bu gün bile 136 milletvekilini sahada etkin kullanamayan bir muhalefet anlayışı birilerinin meydanı boş bulması ile eli değnekli gezmesinin önünü açmıştır.
1600 yılında Roma Katolik Kilisesinin Engizisyon Mahkemesinde yakılarak idam edilen Filozof, Rahip, Gökbilimci, Şair Rönesans felsefesini biçimlendiren Giordano Bruno "İKİ ŞEY" Öğretisinde; İnsana, Sorunların Çözümüne, Yanlışa, Gözden Düşmeye, Nitelikli İnsana, Değer Katmaya, Geri Kalmaya, Kaşif Olmaya, Boşa Uğraşı Vermemeye, Başarının Sırrına, Mutluluğa, Gelişmenin Engeline, Sorunun Çözümüne, Değer Bilmeye yönelik basit cümlelerle tanım yaparken, Geri alınamayacak şeyin "Zaman ve Söylenen Söz olduğunu, bütün bu her şey için "Hayatta önemli olan gerekli şeyin nefes alabilmek ve nefes verebilmek olduğunu ifade eder. "Ve Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzünde ki iyi insanları kullanır " diye ifade ederken, Yeryüzünde ki kötü insanların ise kendi ifadelerini hakim kılmak için Allah'ı kullandıklarını söyler.
420 yıl önceden bu güne insan ve insanlık çok evrim geçirmiştir. Bu değişimden nasibine düşen gelişmeyi alanda var almayan da. Sadece nefes almak yetmez Allah kullan diye akıl vermiş. Toplumun üreten, çoğaltan unsuru Anadır, Kadındır. Kendi Varlığının farkında olması gereken, farkında olmamız gereken KADIN…
İstanbul Sözleşmesi ile her türlü şiddetten korunmasının temel alındığı insan varlığı KADIN. İlk İmzacısı olduğumuz sözleşmeden tek karar, tek imza ile çıkma peşinde olduğumuz, ben yaptım oldu anlayışı ile, Uluslararası ve İç Hukukun güya kılıfına uydurularak çiğnendiği bu sözleşmenin ağırlıklı olarak tarafı olan Kadın.
İptali ile, kendi ifadelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanan bir avuç meczup kötü insanın sevinç naraları attığı, ellerini ovuşturduğu Sözleşme... Toplumun tüm kesimleri ile sahip çıkması gereken, çağdaşlık, gelişmişlik, anlayıştan başka bir içeriği olmayan Sözleşme…
İşte bu sözleşmeyi, git gide dev gibi büyüyen ekonomik, sosyal, sağlık, eğitim, hukuk, güvenlik sorunlarımızın önünde gündem oluşturma çabaları ile ampulü patlamış, geleceği kararmış bir ülkede AKP'yi (ANALARI KARANLIĞIN PENÇESİNDEN ) bir gündem olmaktan çıkartmamız, nefes alabilmek ve nefes verebilmek için şart oldu.