17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi, hepimizi derinden etkiledi.

İki haftadır çocuk yaşta işlenen suçlar ve suça itilen çocukları konuşuyoruz.

Olayın kamuoyunda infial yaratmasının ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atlas’ın ailesini arayarak, “Bunun hesabını sormak görevimizdir” dediği gazetelere yansıdı.

Peki siyasetçilerin, hükümetin bu konudaki tek görevi hesap sormak mı?

**

Toplum olarak hafızamız zayıf. Ama arşivler unutmuyor.

Yaklaşık bir yıl önce Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesi ile sarsılmıştık. Minguzzi ailesini kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocukların güvenliği için kalıcı adımlar gündemde” açıklamasını yapmıştı.

Minguzzi cinayetinin üzerinden bir yıl geçmişken, o adımlar atılmamış ki Sayın Erdoğan "Minguzzi olayı neyse, Atlas da odur" söyleminde bulunuyor.

Bu konuda hepimiz aynı düşüncedeyiz. Ama bir şeyler yapması gereken bizler miyiz?

Siyasetçilerin “Hesap soracağız” söylemlerini artık bir tarafa bırakması gerekiyor.

Minguzzi ile Atlas cinayetleri aynı ise bir yıl ara ile neden tekrar ediyor?

Çocukların suça itilmesini önlemek kimin görevi?

Çocukları suçtan uzak tutmak kimin sorumluluğunda?

**

Toplum olarak, artık kınama ve temennileri bir tarafa bırakıp, çözüme yönelik adımları atmamız gerekiyor.

Sorunun ana etkenlerinden birisi, net bir şekilde ortada. Reşit olmayan çocuklar, işledikleri suçlardan dolayı daha az ceza alıyorlar. Bu durum, suç örgütleri tarafından sıklıkla kullanılan bir yöntem haline geldi.

Diğer taraftan TV’lerdeki mafya dizileri, resmen suça özendiren yayınlar olarak karşımızda duruyor. En güzel evlerde oturan, en güzel arabalara binen, en güzel kızların sevdiği suçlular, birer kahraman gibi gençlerimize sunuluyorlar.

Milli Eğitim Bakanı, Atatürk ile uğraşmakla o kadar meşgul ki okullarda artan şiddetle, bıçak taşıyan gençlerle ilgilenmeye zamanı kalmıyor.

**

En önemlisi de aile yapımız tabii.

Suça itilen çocuklarla ilgili ailelerin sorumluluğunu ne zaman tartışacağız?

Kanunlarımıza göre reşit olmayan çocuk, ailesinin koruması altındadır. Onunla ilgili her türlü kararı ebeveynleri alır. Çocuğun sorumluluğu ailesindedir.

Ama suçu işlediği anda çocuk, bir anda birey haline getiriliyor. Tek başına bırakılıyor. Ailenin sorumlulukları ise göz ardı ediliyor.

Bakın Gaziantep’te 2022 yılında 17 yaşındaki Osman S., ehliyetsiz olarak kullandığı ailesinin arabası ile çarptığı Alya Yiğit’in ölümüne neden olmuştu.

Osman S.’ye 1 yıl 8 ay ceza verildi. Bir tarafta 17 yaşında bir çocuğun hapse mahkum olması, bir tarafta 17 yaşında bir çocuğun hayat hakkının elinden alınması.

Bu olayda sadece Osman S. mi suçlu sizce?

Osman S.’nin kullandığı araba kimin mesela? Ona o arabayı ehliyetsiz olarak veren, direksiyona oturmasına izin veren ailenin suçu yok mu?

Arabanızı birine verdiğinizde, yapılan ihlallerin cezası direkt size gelir. Ama bu olayda ebeveynlerin sorumluluğu hiç konuşulmadı mesela.

Reşit olmayan çocuklar, muhakeme yetenekleri gelişmediği için daha az ceza almaktadır. Bu o çocukları da korumaya yönelik bir uygulamadır.

Ama çocuk yaşta suçlarla mücadele etmek istiyorsak, artık ebeveynleri konuşmak zorundayız.

Velayeti kendisinde olan çocuğun sorumluluğunu, ebeveynler üstlenmesini bilmelidir. O çocukla birlikte ebeveynleri de yargılanmalıdır.

Suça itilmesinde baş suçlu olarak, çocuklarından önce ebeveynler o hakimin karşısında olmalıdır.