-Selam İbiş.

            -Selam.

            -Elinde çanta, acele, acele nereye böyle?

            -Nereye olacak bankaya.

            -Hayırdır! Sen hiç bankaya gitmezdin; ne oldu da…?

            -Yahu! Aylıklara 2014 için zam yapıldı ya!

            -Evet!

            -Aylığımda artan bu zammı evde bırakamadım. Ne olur, ne olmaz. Hırsız, mırhıza kaptırmayayım; emin bir yerde dursun diye bankaya yatıracağım.

            -Hayırlısı, İbiş!

            -Memiş’ciğim, gel şu Tahmis Kahvesinde birer kahve içelim; sana dün gece gördüğüm rüyayı anlatayım.

            -Olur. Anlat bakalım?

            -Adalet ve Kalkınma Partisinin grup toplantısıymış. Genel Başkan konuşmasını bitirmiş, tam kürsüden ineceği sırada yüz milletvekilinin imzaladığı bir yazıyı Genel Başkana verdiler.    

.           -E!

            -Genel Başkan eline sıkıştırılan kâğıdı, yüksek sesle okumaya bağladı.

            -Ne dedi?

            -Yahu patlama! Şunları okudu: Sayın Genel Başkanımız. Siz, zaten birçok işe karışıyordunuz. Şimdi her işe karışmaya başladınız. Hukuk diye bir şeyden bahsedemez olduk, nerdeyse. Suçsuzlar kodeste, suçlular ellerini kollarını sallayıp duruyorlar. İş artık sihirbazların kutulardan bir şeyler çıkardığı gibi şimdi de kimileri kundura kutularından bir şeyler çıkarmaya başladı. Elinizi artık çekin. Meclise yasalar getirerek yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrı, serbestçe çalışmasını sağlayacağız. Sen yürütmeyi yürüt; o kadar… Başka işlere karışma. Sonra gensoru ile seni sıkıştırırız. Ondan da sonuç alamazsak, Hükümet için güven oylamasına gider; Hükümeti düşürürüz.

            -“E! Peki, Genel Başkan ne dedi?

            -Elinizden geleni bir karış geriye bırakmayın. Milletvekili seçimlerine şuracıkta ne kaldı ki? Bende bu yazıya imza atanları, bir daha milletvekili olmalarını engeller, listelere koydurmam.”

            -Sonra?!

            -Sonra yazıya imza atanlar kürsünün etrafını sardı. Genel Başkana “Biz ettik, sen etme!”; “”Bizi af et!”, “Ver elini öpelim!” gibi laflar edip yazıyı geri aldılar.

            -Sonra?

            -Genel Başkan mikrofonu eline aldı; ağzını açacaktı ki uyanmışım.

            -Ula İbiş! İnsan dişini biraz daha sıkar, rüyanın sonucunu görmek istemez miydi?

            -Be kardeşim. Gözlerimi kapayıp ne kadar tekrar uyumak istedimse de uyuyamadım. Yoksa bende isterdim sonucun ne olacağını görmeyi. Ama olmadı.

            -Ben sana bir şey söyleyeyim mi?

            -Söyle!

            -Sokrates diyor ki: “Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatı kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir; onların denetimi dışarıdan gelmektedir.”

            -Madem, Sokrates’ten söz ettin; ben de sana O’nun bir olayı ve sözünü söyleyeyim: Sokrates’e, “Bu dünyayı ayakta tutan şey nedir?” diye sormuşlar. Sokrates: “Bu dünya adaletle ayakta durur. Zulüm geldiği zaman o devletin varlığı düşünülemez” diye cevap vermiştir.

            -Hadi bana eyvallah!

            -Güle güle, İnşallah rüyanın geri kalan kısmını bu gece görürüm.