İnsan bazen güçlü olmak istemez. Anlamlı cümleler kurmak, haklı olmak, dik durmak da istemez. Bazen sadece… Yorulmuştur.
O anlarda ne büyük hayaller vardır içinde ne de yüksek beklentiler.
Tek bir istek kalır geriye: göğsünde küçük bir çocuk gibi uyuyabilmek.
Kimseye bir şey kanıtlamadan, kimseyi ikna etmeye çalışmadan, yarın ne olacak diye düşünmeden…
O çocuk, cesur değildir.
Plan yapmaz.
Geleceği kurmaz.
Sadece güvende olmak ister.
Göğüs dediğimiz şey aslında bir kalp meselesidir.
Kalbin ritmini dinlemek, dünyanın gürültüsünden birkaç dakikalığına bile olsa uzakta kalmak…
İnsan en çok da burada çocukluğuna döner. Sevilmenin ispatlanmadığı, korumanın pazarlık konusu olmadığı, sessizliğin terk ediliş sayılmadığı bir yerde.
Belki de büyümek sandığımız kadar ilerlemek değildir.
Bazen olgunluk, küçük bir çocuk gibi uyuyacak kadar güvenebilmektir.
Ne fazlası…
Ne eksiği.
Sadece bu.