Dünya bazen aynı kelimelerin bambaşka anlamlara büründüğü bir yer haline geliyor. “İnanç” da bunlardan biri. Bir yanda çocuklara bir bayram armağan eden bir lider, diğer yanda çocuk yaşta evliliği savunan bir anlayış… İkisi de kendini aynı inanç dünyasının içinde tanımlıyor. Ama ortaya çıkan tablo, iki ayrı vicdanın hikâyesini anlatıyor.
Mustafa Kemal Atatürk, bundan yıllar önce çocuklara sadece bir gün değil, bir değer verdi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile çocukların geleceğin teminatı olduğunu tüm dünyaya ilan etti. Bu sadece bir bayram değil; bir bakış açısıydı. Çocuğu koruyan, yücelten ve merkeze alan bir anlayış…
Öte yanda ise İtalya‘da yaşanan son olay, bu anlayışın tam karşısında duran karanlık bir zihniyeti gözler önüne serdi. Pakistan kökenli bir imamın ulusal televizyonda 9 yaşındaki kız çocuklarıyla evliliği savunması, sadece bir açıklama değil, toplumsal vicdana yönelmiş ağır bir darbe niteliğinde. Bu sözler, hangi gerekçeyle dile getirilirse getirilsin, kabul edilebilir değildir.
Burada asıl mesele şu: Aynı inanç nasıl bu kadar farklı yorumlanabilir?
Cevap aslında zor değil. İnanç, insanın elinde şekillenir. Kimisi onu sevgiyle, merhametle ve akılla yoğurur; kimisi ise kendi karanlık düşüncelerine kılıf yapar. Sorun inançta değil, onu nasıl taşıdığımızda gizlidir.
Bu tür söylemler yalnızca bireysel bir sapkınlık olarak kalmıyor. Avrupa’da yaşayan milyonlarca Müslüman için de ağır bir yük haline geliyor. Çünkü bir kişinin sözleri, bir topluluğun üzerine gölge gibi düşüyor. Oysa gerçek şu: Hiçbir sağduyulu toplum, çocuk yaşta evliliği kabul etmez. Bu, açıkça bir istismar biçimidir.
Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey, bu iki farklı yaklaşımı net bir şekilde ayırt edebilmek. Bir tarafta çocuğu geleceğin ışığı olarak gören bir anlayış, diğer tarafta onu bir “eş” olarak tanımlayabilecek kadar gerçeklikten kopmuş bir zihniyet…
Bu yüzden mesele sadece bir ülkenin ya da bir olayın ötesinde. Bu, insanlığın hangi tarafta duracağıyla ilgili bir sınav.
Ve bu sınavda doğru taraf çok açık:
Çocuklar korunmalı, yüceltilmeli ve asla tartışma konusu yapılmamalıdır.