Bazı insanlar vardır; bir tebessümü davet, bir selamı davetiye, bir ilgiyi ise davetkâr sanır. Sınırla saygı arasındaki o ince çizgiyi hep karıştırırlar. Değer verince vücut kıvrımları kalkış gösterir, biraz samimiyet görünce yüz bulup densizleşirler. Üsluptaki nezaketi ‘’yeşil ışık’’ sanıp, her cümlenin altına gizli anlamlar yüklerler.

Bu tarz insanlar, kendi çelişkilerinin içinde yaşar. Bir yandan ‘’ahlak’’ üzerine uzun uzun konuşur, öte yandan kendi davranışlarını sorgulamayı akıl etmez. Ahlak derken, aslında başkalarının hayatına karışmayı kastederler. Çünkü iç dünyaları karmaşa doludur; ölçüyü, sınırı, saygıyı bilmezler.
Bir kadın ya da erkek sadece kibar olduğunda, anlayışla davrandığında, bunun altına hemen başka anlamlar yüklemek… İşte bu, yozlaşmış bir zihin göstergesidir. Samimiyeti sululukla, ilgiyi davetle karıştıranlar; aslında kendi eksikliklerinin aynasında boğulurlar.
O yüzden uzak durmak en doğrusudur. Çünkü bazıları, ne niyetini doğru taşır ne de davranışını. Onların dünyasında sevgi bile yanlış anlaşılır, saygı bile suiistimal edilir.
Bazı mesafeler, en sağlam duruşun adıdır.
Artık kimseye kendini anlatma, sınırlarını savunmak zorunda kalma. Senin nezaketini yanlış anlayanlar, kendi seviyesini belli eder zaten.
Unutma, her samimiyetin altında anlam arayanlar; kendi boşluklarını dolduramaz, sadece kirletir.
Sen mesafeni koru, çünkü bazıları değer değil, fırsat arar.