Bazı özlemler konuşmak istemez. Cümle kurmak, açıklamak, anlatmak ağır gelir.
İnsan bazen sadece gelsin ister.
Ne hesap sorulsun, ne geçmiş didiklensin.
Sadece gelsin…
Ve sımsıkı sarılsın.
Konuşmadan.
Çünkü sarılmak; ‘’yoruldum’’ demenin en dürüst halidir. ‘’Buradayım’’ demenin en güvenli yolu. Ve bazen ‘’seni affettim’’ demekten bile daha cesur bir eylemdir.
Konuşmadan sarılmak isteyen insan, zayıf değildir. Aksine, kelimelerin arkasına saklanamayacak kadar güçlüdür. Çünkü susmak, her zaman kaçış değildir. Bazen susmak, kalbin doğrudan konuşmasıdır.
İnsan en çok kimi özler biliyor musunuz? Kendisinin yanında yumuşayabildiği halini.
Savunmayı bıraktığı, tetikte olmadığı, ‘’güçlü olmak zorunda değilim’’ dediği anları…
Birini özlemek çoğu zaman bir kişiyi değil, o kişinin yanında olduğumuz hali özlemektir.
Ama burada ince bir çizgi vardır. Özlemek insanı küçültmez, Sarılmak da.
Asıl yoran, kendini unutarak özlemektir.
Gelirse…
Sarılmak güzeldir. Ama sarılma, insanın kendinden eksiltmemelidir.
Başını eğerek değil, kalbini koruyarak sarılmalıdır insan.
Çünkü sevgi, ancak sınırları olan kalplerde uzun süre yaşar.
Bazı sarılmalar kelimelerden daha çok şey söyler. Ama bazı kelimeler de şunu hatırlatır: Önce insan kendine sarılmayı öğrenmelidir.
Gerisi zaten ya gelir…
Ya da kalpte olması gerektiği yerde kalır.