Toplumda sık sık duyduğumuz bir söz vardır: ‘’Kadın adamı vezir de eder, rezil de.’’

Oysa gerçek hayatta ne bir kadın, ne bir erkek, ne bir arkadaş, ne bir sevgili kimseyi vezir etmez; kimseyi rezil de etmez. İnsan ancak kendi içindeki doğrularla yükselir, kendi gölgesine yenilirse düşer.
Başkalarının bizim üzerimizdeki etkisi, ancak izin verdiğimiz kadarıyladır.
Çünkü ilişkiler, dönüştürme üzerinden değil, destekleme üzerinden kurulur. Bir insan size yol gösterebilir, güç verebilir, yanınızda durabilir… ama sizi siz yapan; kararlarınız, sınırlarınız, hayata karşı duruşunuzdur.
Birinin desteğiyle yükselen, kendi ayakları üzerinde durmadığı sürece her rüzgârda sarsılır.
Birinin sözüyle yıkılan ise, zaten kendi içindeki kırılganlıkları onarmamış demektir.
İyi bir eş, iyi bir partner, iyi bir dost; sizi vezir yapmaz. Sadece vezir olma potansiyelinize aynalık eder.
Kötü biri ise rezil yapmaz; sadece içinizdeki eksik cesaretleri, tamamlanmamış yaraları görünür kılar.
Sonunda geriye tek bir gerçek kalır:
İnsan, olmak istediği şeye ancak kendi iradesiyle dönüşür.
Destek değerli, yol arkadaşlığı kıymetlidir… Fakat kaderin mimarı yine sizsiniz.
Kimsenin omuzuna çıkmadan, kimsenin omzuna basmadan, kendi yürüdüğünüz yolda dik durduğunuzda hiçbir ilişkide, ne vezirliğin değeri azalır ne de rezilliğin sorumlusu kalır.
Çünkü hayatın tüm hesabı dönüp dolaşıp tek bir yere çıkar:
Siz ne olmak istiyorsanız, ilişki dediğiniz sadece ona eşlik eder.