Türkiye finans piyasalarında yabancı yatırımcıların yönü, 25 Eylül haftasında dikkat çekici bir değişim gösterdi. Bir önceki hafta hem hisse senedi hem de tahvil tarafında satış yapan yurt dışı yerleşik yatırımcılar, 25 Eylül haftasında hisselere yeniden yönelirken, tahvil ve diğer borçlanma araçlarında satışlarını sürdürdü. Bu tablo, yabancı yatırımcının Türkiye piyasalarına bakışının tek yönlü olmadığını, yatırım kararlarında araç bazında farklılaşma yaşandığını gösteriyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre, yurt dışı yerleşik yatırımcılar 25 Eylül haftasında 358,6 milyon dolarlık hisse senedi alımı gerçekleştirdi. Buna karşılık DİBS tarafında yaklaşık 409,9 milyon dolarlık, genel yönetim dışındaki sektör ihraçlarında ise 434,4 milyon dolarlık satış gerçekleşti. Böylece yabancı yatırımcıların hisse senedinde alışa geçmesine rağmen sabit getirili menkul kıymetlerden çıkış yaptığı görüldü.

Burada özellikle hisse senedi tarafındaki değişim önem taşıyor. Çünkü bir önceki hafta yurt dışı yerleşikler yaklaşık 109,8 milyon dolarlık hisse senedi satmıştı. Aynı dönemde DİBS satışları 116,9 milyon dolar, diğer sektör ihraçlarındaki satış ise 331,7 milyon dolar olmuştu. Dolayısıyla yalnızca bir hafta içerisinde hisse senedi piyasasında satıştan alışa doğru belirgin bir yön değişimi yaşandı.

Ancak burada yalnızca haftalık rakama bakarak yabancı yatırımcının Türkiye piyasalarına yönelik uzun vadeli tutumunun değiştiği sonucuna varmak doğru olmaz. Finans piyasalarında haftalık hareketler; fiyat değişimleri, kur hareketleri, küresel piyasa koşulları, faiz beklentileri ve yatırımcıların kısa vadeli portföy düzenlemelerinden etkilenebiliyor.

Yabancı yatırımcının hisse senedinde alıma geçmesi, Borsa İstanbul açısından psikolojik olarak da önemlidir. Çünkü yabancı yatırımcıların işlemleri, piyasadaki likidite ve risk algısı açısından yakından izleniyor. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalarda uluslararası yatırımcıların hisse senedi ve tahvil tercihleri, yerli yatırımcıların beklentilerini de etkileyebiliyor.

Öte yandan tahvil tarafındaki satışların devam etmesi dikkat çekiyor. Yabancıların DİBS portföyü 25 Eylül haftasında 17 milyar 432,5 milyon dolardan 17 milyar 117,9 milyon dolara geriledi. Genel yönetim dışındaki sektör ihraçlarında ise stok 4 milyar 87,1 milyon dolardan 3 milyar 638,4 milyon dolara indi. Hisse senedi stokunda da 39 milyar 355 milyon dolardan 38 milyar 871,4 milyon dolara düşüş görüldü. Burada işlem miktarı ile portföy stokundaki değişimin aynı şey olmadığını özellikle vurgulamak gerekiyor; stok değerleri piyasa fiyatları ve diğer değerleme etkilerinden de etkilenebiliyor.

Benim açımdan bu verilerin en önemli mesajı, yabancı yatırımcının Türkiye'ye ilişkin kararlarında seçici davranmaya devam ettiğidir. Bir taraftan hisse senetlerinde 358,6 milyon dolarlık alım yapılırken diğer taraftan DİBS ve şirket borçlanma senetlerinde önemli miktarda satış gerçekleştirilmesi, yatırımcının bütün Türk varlıklarını aynı kategoride değerlendirmediğini ortaya koyuyor.

Türkiye ekonomisi açısından yabancı sermayenin niteliği de en az miktarı kadar önemli. Uzun vadeli doğrudan yatırımlar ile kısa vadeli portföy yatırımlarını birbirinden ayırmak gerekiyor. Portföy yatırımları piyasaların derinleşmesine katkı sağlarken aynı zamanda küresel risk iştahındaki değişimlere karşı daha hızlı hareket edebiliyor.

Bu nedenle 25 Eylül haftası rakamlarını değerlendirirken "yabancı yatırımcı Türkiye'ye döndü" veya "Türkiye'den çıkıyor" şeklinde kesin ifadeler kullanmak yerine, hangi finansal araçlarda hangi yönde hareket edildiğine bakmak daha sağlıklı olacaktır.

Önümüzdeki dönemde özellikle enflasyon görünümü, Merkez Bankası'nın para politikası, faiz oranları, kur hareketleri ve küresel finans koşulları yabancı yatırımcıların tercihlerini belirleyen temel unsurlar arasında olmaya devam edecek. Türkiye'nin risk primindeki gelişmeler de portföy tercihlerinde önemli bir gösterge olacak.

Sonuç olarak 25 Eylül haftasının menkul kıymet istatistikleri bize oldukça önemli bir tablo sunuyor: Yabancı yatırımcı hissede alıma yönelirken tahvil ve diğer borçlanma araçlarında satış gerçekleştirdi. Bu durum, Türkiye piyasalarında yabancı ilgisinin tamamen ortadan kalkmadığını, ancak yatırımcıların varlık seçiminde daha seçici hareket ettiğini gösteriyor.

Bence bundan sonraki haftalarda tek bir haftanın rakamlarından ziyade, birkaç haftalık ve aylık eğilime bakmak gerekiyor. Çünkü gerçek yatırımcı davranışı, günlük veya haftalık dalgalanmalardan çok, sermayenin zaman içerisinde hangi yönde ve hangi araçlara aktığıyla daha doğru anlaşılabilir.
Kaynak: TCMB