Dünya güneşin etrafında dönüyor, kimsenin etrafında değil. Küçük dağları da bir insan yaratmadı. Buna rağmen bazıları, sanki doğum belgeleriyle birlikte dünyanın tapusunu da teslim almış gibi dolaşıyor ortalıkta.

İncilerinin dökülmesinden korkan, burnu havada, kendini feodal bey ya da tanrıça zanneden tiplerden şiddetle uzak durmak lazım. Çünkü mesele yalnızca kibir değil. Mesele, kendisini herkesten yukarıda konumlandırırken karşısındakinin insanlığını küçültmeyi doğal bir hak sanmak.

Böylelerinin dünyasında insanlar ikiye ayrılır: Kendisine hayran olması gerekenler ve henüz hayran olmamış olanlar. İtiraz eden zaten haddini bilmiyordur. Soru soran saygısızdır. Eleştiren kıskançtır. Mesafe koyan nankördür. Çünkü o dünyanın değişmez kuralı şudur: Sorun hiçbir zaman tahtta oturanda değildir; sorun, tahtın etrafında diz çökmeyi reddedenlerdedir.

Oysa hayatın güzel tarafı tam da burada başlar. İnsan, kendisini dünyanın merkezi sanmaktan vazgeçtiği anda başkalarını gerçekten görmeye başlar. Bir garsonun, bir çalışanın, bir öğrencinin, bir komşunun ya da kendisine hiçbir faydası dokunmayacak sıradan bir insanın da en az kendisi kadar değerli olduğunu fark eder.
Asalet, insanlara yukarıdan bakabilmek değildir. Asalet, yukarıdan bakabileceğini düşündüğün insanlara bile tepeden bakmamaktır.

Üstelik kimseye verilmiş bir kontluk beratı yok. Hayatın sonunda hepimizin unvanları, makamları, pahalı cümleleri ve gösterişli tavırları aynı ölçüde anlamsızlaşıyor. Geriye, insanlara nasıl davrandığımız kalıyor.

Bu yüzden bazı insanlardan uzaklaşmak kabalık değil, zihinsel temizliktir. Her ortamda kendisine özel muamele bekleyenlerden, sürekli alkış isteyenlerden, nezaketi zayıflık sananlardan, kendi egosunu başkalarının omuzlarında taşımayı doğal hak görenlerden biraz mesafe iyidir.
Çünkü insanın kendine verebileceği en büyük özgürlüklerden biri şudur:

Kimsenin huzurunda küçülmek zorunda olmadığını bilmek.
Ve belki de olgunluğun en sade tarifi de budur: Dünyanın merkezinde olmadığını bilmek ama yine de kendi yerini bilerek, başkasının yerini de çiğnemeden yaşayabilmek.

Sonuçta dünya dönmeye devam ediyor.
Hem de bizden izin almadan.