İnsanlara bakarken “Acaba bunu da yapar mı?” diye düşünmek zorunda olmadığım, sevgi karşılığında kendimi korumaya bu kadar ihtiyaç duymadığım hâlimi.
Birinin ses tonundaki değişikliği saatlerce düşünmediğim, bir mesajın sonundaki noktanın bile anlamını çözmeye çalışmadığım günleri özledim. İnsanların söylediklerine, en azından bir süreliğine, söyledikleri gibi inanabildiğim hâlimi. Eskiden birini severken içimde küçük bir savunma ekibi kurmazdım. “Burada ne demek istedi?” “Bunu neden söyledi?” “Bir gün bunu bana karşı kullanır mı?” “Fazla mı yaklaştım?” “Biraz geri mi çekilsem?”

Şimdi bazen birine yaklaşmak, kendinden bir parçayı masaya bırakmak gibi geliyor. Ve insan, bir kez canı yandığında elindekini sıkı tutmayı öğreniyor. Kimseye vermemek için değil belki; bir daha kaybettiğinde kendini de yanında götürmesin diye. Beni en çok yoran şey de bu oldu. Kötü insanların varlığı değil yalnızca; iyi görünen insanların da can yakabileceğini öğrenmek. Çünkü insan kötülükten bir şekilde korunuyor. Kapıyı kapatıyor, mesafeyi koyuyor, yolunu değiştiriyor. Ama sevgiyle gelen bir yaradan korunmak daha zor. İnsan önce güveniyor, sonra alışıyor, sonra kendini bırakıyor. Ve tam da o sırada, en savunmasız yerinden incinebiliyor. Bu yüzden artık bazı insanları severken bile kendime bir çıkış kapısı bırakıyorum. Belki de büyümek sandığımız şeylerin bir kısmı bu: Eskiden yalnızca sevmeyi bilirken, zamanla sevilirken bile kendini kollamayı öğrenmek. Ama ben bunu bir meziyet olarak görmek istemiyorum. Her şeye şüpheyle yaklaşmayı, mesafeli durmayı, kimseye tam anlamıyla yaslanmamayı “güçlü olmak” diye adlandırmak istemiyorum. Çünkü insan bazen güçlü olduğu için değil, çok yorulduğu için temkinli oluyor. Ben yeniden, birinin iyi niyetini kanıtlamak zorunda kalmadan kabul edebilmek istiyorum. Birinin sevgisini sorgularken kendi sevgimden de şüphe etmemek… Birine sarıldığımda zihnimin bir köşesinde “Bunun sonu ne olacak?” sorusunun oturmaması… Kendimi yeniden şaşırmak istiyorum insanlara. İyiliğe şaşırmak. Vefaya şaşırmak. Birinin gerçekten söylediği gibi çıkmasına şaşırmak. Ve belki en çok da kendime… Çünkü ben yalnızca kırıldığım hâlim değilim. Bir zamanlar insanlara inanabilen, kolayca sevinebilen, birinin iyi niyetini hesaplamadan karşılık verebilen biri de bendim. O tarafımı kaybetmedim belki. Sadece uzun zamandır saklıyorum. Şimdi onu yeniden çıkarmaya çalışıyorum. Kimseye eskisi kadar saf olacağıma söz vermeden.

Ama kimse yüzünden tamamen taşlaşmayacağıma da. Çünkü insanın kendini koruması önemli. Ama kendini korurken kendinden vazgeçmemesi daha önemli.Ben artık yaralanmamak için değil, yeniden kendim olabilmek için iyileşmek istiyorum.

Kendimi özledim. Ve galiba artık kendime geri dönmenin zamanı geldi.