İnsan bazen bir ilişkinin neden bittiğini yıllarca anlamaya çalışır. Ayrılığın yaşandığı günü, söylenen son sözleri, kapanan kapıları düşünür durur. Oysa bazı hikâyelerin bitiş sebebi tek bir cümlede saklıdır:
"Benim için savaşmadı, benimle savaştı."
Hayat zaten yeterince yorucu bir mücadele alanı. İnsan sevdiğinin yanında sığınacak bir liman, dayanacak bir omuz arıyor. Dünyaya karşı birlikte direnebileceği bir yol arkadaşı istiyor. Çünkü sevgi, iki kişinin birbirine karşı verdiği bir savaş değil; iki kişinin aynı safta durup sorunlara karşı verdiği mücadeledir.
Ne yazık ki bazen insanlar sorunları çözmek yerine birbirlerini çözmeye çalışıyor. Haklı çıkmak, anlamaktan daha önemli hâle geliyor. Empatinin yerini yargı, dayanışmanın yerini rekabet alıyor. Ve bir gün fark ediyorsunuz ki karşınızdaki kişi sizi korumaya çalışmıyor; sizi yenmeye çalışıyor.
Bir ilişkiyi ayakta tutan şey kusursuz olmak değildir. Hata yapmak, kırılmak, yanlış anlamak, hatta zaman zaman birbirine öfkelenmek insan olmanın doğal sonucudur. Asıl mesele, bütün bunlar yaşanırken hangi tarafta durduğumuzdur.
İşte tam orada bir şeyler kopuyor.
Çünkü insan, sevdiği tarafından anlaşılmamayı affedebilir. Hataları da affedebilir. Ama kendisini karşı cephede görmek kolay unutulan bir duygu değildir. Birlikte yürüdüğünü sandığı kişinin aslında karşısında durduğunu görmek, ilişkinin en sessiz ve en derin kırılmasıdır.
Bir ilişkinin sonu bazen yüksek sesli kavgalarla gelmez. Bazen tek bir fark edişle gelir. "Biz aynı takım değilmişiz" düşüncesiyle gelir. Ve o andan sonra kazanılan hiçbir tartışma, kaybedilen o duyguyu geri getiremez.
Çünkü sevgi, kimin haklı olduğunu kanıtlama sanatı değildir. Sevgi, zor zamanlarda birbirinin yanında kalabilme cesaretidir.
Benim için savaşmadı.
Benimle savaştı.
İşte tam orada hikâyemiz bitti.