Gidecekse gitsin.

Çünkü insan, yaptığı hatayı fark etmeyen, fark ettiği halde düzeltmek için hiçbir çaba göstermeyen biriyle ömrünü geçiremez. Bir ilişkiyi sadece sevgi ayakta tutmaz. Sevginin yanında saygı, güven, sorumluluk ve en önemlisi de değişme iradesi gerekir. Hata yapmak insan olmanın bir parçasıdır. Hepimiz yanılırız. Hepimiz bazen kırar, bazen yanlış söyler, bazen yanlış karar veririz. Mesele hata yapmak değildir. Mesele, aynı hatanın karşısında nasıl durduğundur. Özür dilemek kolaydır. Bir daha olmayacak” demek de... Zor olan, gerçekten bir daha yapmamaktır.

Bugünün ilişkilerinde belki de en büyük sorunlardan biri tam olarak burada başlıyor. Hatalar affediliyor ama düzeltilmiyor. Yalanlar ortaya çıkıyor, sonra üzeri kapatılıyor. Güven kırılıyor, birkaç güzel cümleyle yeniden kurulmuş sayılıyor. İnsanlar birbirlerini incitiyor, ardından “ama seviyorum” diyerek her şeyin normale dönmesini bekliyor. Oysa sevgi, yapılan her şeyi mazur gösteren bir belge değildir. Birini sevmek, onun seni tekrar tekrar üzmesine izin vermek anlamına gelmez. Affetmek, aynı acıyı yeniden yaşamaya razı olmak değildir. Bir ilişkiyi sürdürmek de ne pahasına olursa olsun yanında kalmak demek değildir. Bazen gitmek gerekir. Bazen bir insanı sevdiğin halde ondan uzaklaşman gerekir. Çünkü sevgi, tek başına iki insanın aynı hayatın içinde huzurla kalmasına yetmez.
Bir taraf sürekli hata yapıyor, diğer taraf sürekli affediyorsa; orada artık bir ilişki değil, bir döngü vardır. Ve bazı insanlar sizin affetmenizi, değişmeleri gerektiğinin değil, nasıl olsa yine affedileceklerinin kanıtı olarak görür. İşte en tehlikeli nokta budur.

Çünkü sürekli affedilen hata, zamanla normalleşir. Sürekli tolere edilen saygısızlık, ilişkinin bir parçası haline gelir. Söylenen her yalan, bir sonrakinin kapısını açar. Ve bir süre sonra insan, karşısındaki kişinin yaptıklarından çok, kendisinin neden hâlâ orada olduğunu sorgulamaya başlar. Oysa sağlıklı bir ilişkide hata sonrası sadece özür gelmez; davranış değişir. İnsan gerçekten kaybetmek istemediği birini kırdığında, aynı kırgınlığı bir daha yaşatmamak için kendisiyle mücadele eder. Çünkü sevgi, sadece “seni seviyorum” demek değil; sevdiğin insanın canını acıtan taraflarını değiştirebilme cesaretidir.
Kimse kusursuz değil. Ama herkes sorumluluk sahibi olabilir. Herkes hata yapabilir.

Ama herkes aynı hatayı defalarca yapmak zorunda değildir.
Bu yüzden bazı ayrılıklar sevgisizlikten değil, artık kendine saygı duymaktan doğar.
“Gidecekse gitsin” demek bazen umursamazlık değildir.
Bazen insanın kendine söylediği en dürüst cümledir.
Çünkü hayat, sürekli affetmekle tüketilecek kadar uzun değil.
Ve insan, ömrünü kendisini kıran birinin değişmesini bekleyerek geçirecek kadar değersiz hiç değil.