Bazen insanın aşerdiği şey bir yemek, bir tatlı ya da bir kahve değildir. Bazen insan, bir hisse aşerir.
Ben güçlü bir erkeğe aşeriyorum.
Ama yanlış anlaşılmasın; sesi yüksek çıkan, herkese hükmeden ya da sert görünen birine değil. Ben, hayatın yükü omuzlarıma çöktüğünde gözlerimin içine bakıp "Üzülme, ben hallederim" diyebilen birine aşeriyorum.
Çünkü hayat bazen yoruyor. Her şeyi tek başına taşımaktan, güçlü görünmek zorunda olmaktan, her düştüğünde kendi kendini ayağa kaldırmaktan insan yoruluyor.
Kötü bir gün geçirdiğimde beni kollarının arasına alıp "Ben varım, merak etme" diyebilen birinin varlığını hayal ediyorum. Sorunları sihirli bir değnekle çözmesini değil; yalnız olmadığımı hissettirmesini istiyorum.
Bazı insanlar sevgiyi büyük cümlelerde arıyor. Oysa ben sevgiyi küçük ama samimi davranışlarda görüyorum. Gözüm dolduğunda yüzüme dikkatle bakmasında... Sesimdeki kırgınlığı fark etmesinde... Ben üzülünce gerçekten üzülmesinde...
Çünkü sevgi bazen bir problemi çözmek değildir. Sevgi, o problemle mücadele eden insanın yanında kalabilmektir.
Belki de bu yüzden güçlü bir erkeğe aşeriyorum. Gücünü öfkesinden değil, merhametinden alan bir erkeğe... Varlığını göstermeye çalışmadan hissettirebilen birine... Güven veren, koruyan ama boğmayan birine...
İnsan bazen dünyanın bütün yükünü sırtından alacak bir kahraman aramıyor. Sadece omzuna başını koyduğunda biraz olsun hafifleyeceğini bildiği bir insan arıyor.
Ve galiba hepimizin içinde, itiraf etsek de etmesek de, böyle bir omuzun özlemi var.